Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

26 Temmuz 2016 Salı

Rizolli & Isles

Sözlerime nereden başlasam bilemiyorum blogcan. Aslında daha önceki yazılarımdan birinde bahsetmiştim Rizolli & Isles serisinden. İşte bu yazı ---> #tarifsizbiraci. Fakat bu yazımdan, konuyu biraz daha derinden inceleyeceğim.

Tess Gerritsen Kimdir ?

Tess Gerritsen
Rizolli & Isles serisinin yazarı olan Tess Gerritsen, Kaliforniya San Diego eyaletinde doğmuş (1953) Çin asıllı, doktor ve yazardır. Stanford Üniversitesinden Antropoloji konusunda lisans yapmış, Kaliforniya Üniversitesinde'de tıp diploması almıştır. 

Stajını Hawaii'de tamamladıktan sonra, doğum iznine ayrılınca, ilk romanı "Gece Yarısından Sonra Gelen Telefon"u yazmıştır. Romantik Gerilim olarak tanımlanan bu romanı, aynı türden sekiz roman daha izledi. New York Tımes'ın en çok satan kitabı olarak "Hasat" adlı kitabı ile tıbbi gerilim alanında eserler vermeye başladı. 

Tıbbi Gerilim türünde olan romanlarına Polisiye'yide ekleyince bir süre sonra gelen romanlar sonucu Rizolli & Isles serisi ortaya çıktı.

Yazar hakkında detaylar için ---> #Wiki. Twitter; @tessgerritsen

Tess'in yazmış olduğu "Cerrah" adlı kitap Rizolli & Isles serisinin ilk kitabı olmuş. Ben, daha önce Tess'in "Siliniş" adlı kitabını okumuştum. Kitap öyle böyle güzel değil. Siliniş'in ne kadar güzel bir kitap olduğunu anlatmam mümkün değil. Anlayabilmek için okuyup, o maceranın birebir yaşanması gerek. Üzerinden üç yıl geçti fakat ben hâlâ unutamadım o kitabı. Kitap hakkında yaptığım araştırmalar, siliniş'in Rizolli & Isles serisinin beşinci kitabı olduğunu gösterdi. Kitaplar hakkında detaylara şuradan ulaşabilirsiniz ---> #tessgerritsenrizolliısleskitapları. Linkteki sayfanın altında, kitapların listesine ulaşabilirsiniz.

24 Temmuz 2016 Pazar

Pazar Yazısı #39

Herşey, ilk olarak #şuacıyı yaşamamla başladı blogcan. Bir olayın, ilerleyen günlerdeki bütün hayatımı bu denli etkileyeceğimi hiç tahmin etmemiştim. Bu acıyı yaşadıktan sonra, hiçbir şey yolunda gitmedi. Hatta buda yetmezmiş gibi, yolunda giden şeylerde ters gitmeye başladı. Bu dert, benim başımı çok ağrıttı. Ağrıtmayada devam edecek gibi.

Giden kişi; giderken, aklımıda yanında götürdü. Gittiği günden beri aklım onda. Ama o, bunun ne demek olduğunu bilmiyor. Aklımı başımdan aldı. Ona çok kızıyorum. Gidişine ayrı kızıyorum. Ve tabi "o gün geleceğim" deyip gelmeyişinede ! 

Neyse işte. Cemal Süreyya'nın dediği gibi; "Ben artık adam olmam bu derde düşeli..." şiirin tamamı için ---> #şiir 

O günden beri dışarı çıktığımı hiç hatırlamıyorum. Bayramın ilk günü gitmişti o. Haftalardır "9 günlük tatil var" diye sevinerek beklediğim günler kâbusum oldu. 9 gün boyunca evimden, odamdan hiç çıkmadım. En son Cuma günü akşam stajdan eve döndüm. Evdeyken, gideceğini öğrendim ve Cuma günü giymiş olduğum pijamalarımla 9 gün boyunda odamdan çıkmadım. Misafirler bayram ziyaretine geldi, ailem, akrabalara ziyarete gitti. Ama ben, bütün bunlar olurken odamdan dışarı çıkamadım. Gözlerimden bazen yaş bazende nefret akıyordu. Bu olay beni çok sinirlendirmişti. Şimdi, şuanda en az o günkü kadar sinirliyim zaten. 

9 günlük tatil sona erdikten sonra zorunlu olarak staja gittim. 9 gün sonra ilk defa dışarı çıkıyordum. Gergin, üzgün ve sinirliydim. Yaşamış olduğum bu acı, o gün başıma bir iş açtı. O gün haftalardır staj yaptığım kurumda, müdür ile kavga ediyor olarak buldum kendimi. Ben dört hafta boyunca, büroda stajıma devam ediyorum, bürodaki memurlar vs birşey demezken, müdüre ne oluyorda bana sakalımı kesmemi söylüyor ? Sinirlendim. Sen önce çalışanlarına laf geçir be adam, her iş doğruda yanlış olan tek şey benim sakalım mı ! Müdür ısrarla sakalımı kesmemi söyleyip duruyordu. 9 günü patlaması yanlış yerde yanlış kişiye oldu. Seninde, seni buraya müdür yapanında...

21 Temmuz 2016 Perşembe

Beklenen - NFK

Yolunda gitmeyen bütün lanet olası işlere ve gidipte gelmeyenlere ithafen ! Özellikle, çektiğim bütün acılarıma ve bu acılarıma sebep olan kişiye ithafen.

Bahsettiğim acı; #AcıÇekiyorum

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Nede şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti, istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme artık neye yarar.

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Candan Özer - Kader [#okudum9]

Soğuk, yağmurlu bir Sivas günüydü. Blog arkadaşım Mustafa ile Sivas'ta buluşmuş geziyorduk. Bu kitabıda o zaman almıştım. Aslında kitabı elime ilk aldığım anda anlamıştım, akıcı ve güzel bir hayata tanık olacağımı. Öylede oldu sahiden. Akıcı ve dopdolu bir kitaptı. 

Kitabın Konusu:

Neresi olduğunu bir türlü çözemediğim, fakat anlatıma göre oldukça güzel olan bir köyde geçmekte olaylar. Yani, en azından olayların bir kısmı. Kitabın başlarında tanıyacağımız karakter eda. Ailesi ile yaşayan eda, vakti zamanında üniversite sınavında güzel bir üniversiteye girmeye hak kazanmıştır. Fakat, o dönemde babasının hastalanması nedeniyle anne ve babasını yalnız bırakamayıp üniversiteye gitmemiştir. Ve ailesinin yanında kalmıştır. 

İlerleyen günlerde, köyünü bir süreliğine bırakıp şehire, okumak için gitmeyi planlamaktadır. 

Kitabın ilerleyen sayfalarında Haldun, Jülide, Eda'nın manevi abisi İsmail başta olmak üzere bir çok karakter girecektir... Bütün karakterler ile birlikte hikâye şekillenmeye başlayacaktır.


18 Temmuz 2016 Pazartesi

15 Temmuz 2016


Biz bilmezdik böyle şeyleri. Darbe nedir, sıkı yönetim nedir. Askerin yönetime el koyması nedir. Benim akranlarım, benimle aynı jenerasyonda olanlar böyle şeylere tanık olmadık ki hiç. Ben her zaman, büyüklerimizin birilerini neden sevmediğini merak ederdim. Böyle büyük olayların, yönetimi ele geçirmeye yeltenenlerin varlığına ilk defa şahit olduk. Halkın polisle karşı kaşıya gelmesini gezi parkı olaylarından görmüştük ilk defa. Ama bu defa yaşananlar bir başkaydı. Yukarıdaki fotoğrafta muhabir, askerin yönetimi ele aldığını ve iki günlük sokağa çıkma yasağının olduğu söyledi. Bunun devletin kanalı olan TRT'den söylenmesinden dolayı gerçek olduğuna zorda olsa inandık. İşte ilk tepki ---> #ilktepki

Daha sonra Cumhurbaşkanı'nın bunun yalan olduğunu, sokağa çıkma yasağının olmadığını söylemesi ile budefa da normal olarak Cumhurbaşkanı'na inandık. Ve Cumhurbaşkanı'nın kurduğu cümleler sonucu sokağa çıktık.

Birileri, TSK'nın içinde yer alan bir kaç çapulcunun, vatan haininin, darbeye teşebbüs ettiğini söylüyor. Halkın üzerine tank ile giden sözde askerler öldürüldüğünde "halk kendi askerini öldürdü" deniliyor. Kimse; "asker neden tankı halkın üzerine sürdü" demiyor. "Sözde askerler neden halka ateş açtı" demiyor. "Sözde askerler neden F-16'lar ile TBMM'yi vurdu" demiyor.  Bu sorularının cevabını merak eden bir tek benmi varım ?

İnternette gezen bazı videolarda, askerlerin kandırıldığı söyleniyor. Askerlere tatbikat var denildiği söyleniyor. Asker bu amaçla sokağa çıkmış deniyor. Eğer asker kandırılarak sokağa çıkartılmış ise, o zaman askere hak verebilirim.