Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

15 Ekim 2017 Pazar

Pazar Yazısı #103

Başlığı attıktan sonra bir süre düşündüm "ne yapacağım şimdi ben ?" diye. Şuan cumartesiyi pazara bağlayan gece saat "12:21 AM" Uyku bastırıyor. Galiba uyuyacağım. Sonra yazarım artık.

(Yaklaşık 10 saat sonra)

Uyandım. Kahvaltı yaparken bir bölüm #Doğadakiİnsan belgeselini izledim. Tamamını bitiremedim ama olsun. 3'de 2'si bitti belgeselin. Şimdi ise yine #şurada yer alan güzel müziği dinliyorum.

Bir saniye, bardağımdaki çay bitmiş...

Çayımı doldurdum. Ve şuan bu pazar yazımı yazmaya çalışıyorum. #Kelimeler kullanarak bu yazıyı uzatmaya çalışıyorum. (Çünkü bu haftada olmadı. Ama bu durum günün birinde düzelecek. Buna eminim.) Daha çok kelime yazıyorum. Sıkılmıyorsun değil mi ? Ama bu yazıyı okurken suratın neden asık ? Beni geçtim de sana ne oldu peki ?

Tamam.

Okumam gereken şeyler listesine bir baktım geçen gün. Epeyce ilerlemişim. Şimdi yeni şeylerde ekledim listeye. Güzel şeyler oluyor. Ama tabii ki, olması gereken daha bir çok şey var. Bak yine sıkıldım. Zaten şuanda, tıpkı yaklaşık 10 saat önceki gibi pek yazasım yok. Sanırım bu yazıda buraya kadar.

8 Ekim 2017 Pazar

Pazar Yazısı #102

Yazmayı #seviyorum... Bu durumu son günlerde daha çok hisseder oldum. Evet, ben sanırım hayatımın geri kalanını hep yazarak geçireceğim. Yazmaktan hiç bıkmadığımı ve sıkılmadığı şuan daha iyi anladım. Son günler hunharca yazdığım makalelere bir bakınca bu kadar paragrafı, bu kadar sayfa dolusu yazıyı ben nasıl yazmışım diye şaşırıp kalıyorum. O satırlara tek tek göz gerdirirken, o satıları yazdığım anları kare kare hatırlıyorum. Cidden ciddi anlamda sıkıldığım olmadı yazarken. Şu sıralar o kadar çok makale yazar oldum ki bloğu ciddi bir şekilde boşladım. Yine bir pazar yazısı vesilesi ile geliyorum buraya. Pazar yazısıda olmasa ne olurdu halimiz ? 1 Kasım 2015 tarihinde yazmış olduğum ilk pazar yazısı'nın üzerinden tam 101 hafta geçti. Buda 102. hafta. 

102 tane pazar yazısının haricinde onlarca yaşama dair notlar, onlarca film yorumu, onlarca kitap yorumu ve daha niceleri ! Ve hiçbirini yazarkende yorulmadım. Ve biliyor musun ? Sen bu satırları şuan okuyorsun ya, bu web sitesine her girdiğinde yeni yazılar okumaya devam edeceksin. Sana bunun garantisinin bizzat ben veriyorum. Belki tv başında bir reklam arasında açtın bu sayfayı, zamanı geçirmek için okuyorsun. Belkide otobüste, trambüste yada metroda (adı her neyse) bir sonraki durağı beklerken okuyorsun. Belkide sende en başından beri bu pazar yazılarımı takip eden sadık okurlarımdan birisisin. Kim bilir ! ^^ Ama önemli olan bu değil. Şuan buradasın ve bu satırları okuyorsun. Ve bu nazik hareketinden dolayı sana teşekkür ediyorum.

Bir dakika yahu ? Neler oluyor ? 

Evet, bende bilmiyorum neler olduğunu. Bembeyaz sade bir görünüme sahip olan blogumu seviyorum. Övünmek gibi olması ama bir biz ikimiz varız güzel, öbürleri hep çirkin. bkz: #siir

1 Ekim 2017 Pazar

Pazar Yazısı #101

Zor oluyor. Cidden bak. Eskisi gibi değil artık hiçbir şey. Belkide geçici bir süreçtir bu, bilmiyorum. Ama zor oluyor, sadece bunu bilmeni istiyorum. Bin küsür sayfa olan yeni kitabım mahşer ile mücadele ediyorum şu sıralar. Stephen King ne yazmış öyle. Bitmiyor bir türlü...

Artık yeni alacağım kitaplar roman olmayacak. Kitaplığımda yer alan okunmamış romanlarım ile idare edeceğim bir süre. Şimdilerde yeni alacağım kitaplar listesinin kategorisini; felsefe, sosyoloji, psikoloji ve kişisel gelişim olarak güncelledim. Güzel bir liste çıkarttım bu kategorilere uygun. Biraz farklı kitaplar okumayı deneyeceğim. Seninde bu kategorilere uygun kitap önerin varsa tavsiyelerini bekliyorum. Biraz farklı kitaplar okumak istiyorum. Bambaşka fikirlerim var geleceğe dair.

Şu sıralar freelance yazarlık işine fena halde sardım. Daha önce #şurada bahsettiğim gibi, freelance olarak yazarlık yapıyorum. Kendime uygun olan işi bulduğum günden beri blog ile eskisi kadar ilgilenemediğimin farkındayım. Okumayı, araştırmayı, araştırıp okuyup öğrendiklerimi derleyerek yazmayı sevdiğim için freelance yazarlık işine dört elle sarıldım. Bugüne dek herşey yolunda gitti. Sanırım uzun soluklu olarak freelance yazarlık yapmaya devam edeceğim. Şuan bu yazıyı yazarken #şurada çalan 3. şarkıya geçtim. Evet dostum, ben #bu adamı seviyorum. Sanat işte budur.

Neyse, şimdi biraz başım ağrıyor. Sanırım bir iki saat içinde uyuyacağım... Hoşç...

24 Eylül 2017 Pazar

Pazar Yazısı #100

Pazar yazısı yazmak iyice güçleşti artık. Son iki haftadır bir şey yazamıyorum. Ama bu hafta 100. hafta oluyor. Bu nedenle 100. haftayı boş geçirmemem gerektiğini düşünüyorum. Aslında pazar yazısı #01'i yazarken minimum 99 - 100 pazar yazısı yazacağım demiştim kendi kendime. Ve o gün geldi. Ama duracak mıyım ? Tabii ki hayır. Daha yolumuz oldukça uzun. Zaten henüz yolun başında sayılırız. Ara sıra yazı yazmayıp pazar yazılarını geçiştirdiğim olmuştur. Olsun.

yav he he

Bazen takvimin günlerde pazar'ı gösterdiğini fark edince ve o anda keyfim yoksa, pek umursamıyorum. "Yav he he" diyerek çayımı yudumlamaya devam ediyorum. Çayımı yudumlarken bir yandan da bu haftaki yazıya hangi youtube videosunu yada hangi fotoğrafı bırakıp kaçayım diye düşünüyorum. Çokta düşünmüyorum zaten böyle şeyleri. Hemen buluyorum sorumun cevabını. 

Bu pazar yazısı sanki itiraf yazısı gibi oldu. O zaman bir itirafta daha bulunayım. Şuan 100. pazar yazımı yazıyorum. Fakat bu 100 yazıdan tahmini olarak ortalama 15 - 20 tanesini pazar günü yazmışımdır. Genelde pazar yazılarımı en geç cumartesi günü yazarım. Hafta için parça parça yazdığımda olmuştur. Ama hepsini pazar günü yazmadım. "iyide bundan banane ?" dediğini duyar gibiyim. Eğer duyduklarım doğru ise, bu web sayfasını bir daha ziyaret etmemek üzere kapatabilirsin ^^  (Bunun için CTRL + W yapman yeterli. Ama çok sevdiysen CTRL + D 'de yapabilirsin.)