Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

18 Ocak 2017 Çarşamba

Hayat Neden Bu Kadar Zalim ?



Hayat neden bu kadar zalim ?
İnsanlar, insanlar neden bu kadar zalim ?
Yaşamak neden bu kadar zor ve bu kadar güzel ve vazgeçilmez ?
Peki, insanların birbirlerini anlamamak için bu büyük çabası neden ?

Dostlarım, arkadaşlarım, akrabalarım beni adam yerine bile koymuyorlar. Onlarda bana kızıyor. Onların istediği gibi bir adam olmadığım için. Onları yemeğe götürmediğim için. Onlara borç veremediğim için. Onlara ayak bağı olduğum için. Onların eğlendiği gibi eğlenemediğim için.

Devlet, devlette bana kızıyor. Daha çok vergi veremediğim için. Arada bir "noluyor" diye sorduğum için. Yanlış partiye oy verdiğim için.

Biliyor musun, her tarafım kanıyor... Acılar içindeyim. Ve çürüyorum. Onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum, ama beceremiyorum.

Dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma, üzgünüm diyorum, sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için özür dilerim diyorum; duymuyorlar.

Acılarımı, kederlerimi, sıkıntılarımı anlatıyorum; dinlemiyorlar.

Ben... Ben... Bana yardım edin diyorum, kaçıyorlar. Gelin biraz konuşalım diyorum; masayı terk ediyorlar. Ölüyorum ben diyorum, "Ne zaman öleceksin ?" diye soruyorlar.

Lütfen bana söyler misin ? Ne oldu ? Bize ne oldu ? Eskiden böyle değildi ? Şimdi ne oldu ? 

Neden insanların artık bir takım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanları yok? Neden bu kadar hızla koşuyorlar ? Neden bir an bile olsa durup; hayatın, insanın, evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar ?

Ben acılarımı, sıkıntılarımı, kederlerimi, onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar ? Benim bütün bu düşlerim, arzularım, hayata dair imdat çığlığım onlara neden sahte geliyor, sahici gelmiyor ? Samimi gelmiyor ? 

Neden ? Neden ?  Neden söyle bana neden ? 

Neden ?

Durma bana yardım et...
Yardım et bana...
Lütfen...
Lütfen...

Çünkü ben artık yalnız yaşamak istemiyorum. Bana hayatta yaşayabilmem için güç ver. 

Neden ben hayatta yaşamayı beceremiyorum...

Lütfen bana yardım et, lütfen... lütfen...

15 Ocak 2017 Pazar

Pazar Yazısı #64

Günler yine çok yorucu geçiyor. Bir o kadarda stresli. Şu sıralar, hayatımın en önemli anlarından birini yaşıyorum. Öğrencilik hayatıma, geleceğime yöne verecek bir hafta. Öyle işte. Ama neyseki, olumlu gidiyor herşey. inşaALLAH bir aksilik çıkmazsa herşey yolunda gidecek. Umutluyum.
***
Boşver onu bunu. Canım sıkılıyor. Anlaşılmak istiyorum. Ama anlamıyorlar. Herkes kendi bildiğini okuyor. Lanet olsun. Ne laftan anlayan var nede, başka birşeyden. Hâlâ doğru bildiği yanlışlarda ısrarcı olan insanlar beni delirtiyor. Şşşş... Kes. Sinirlenmek istemiyorum. Sinirlenince ne diyeceğimi bilemiyorum. Garip oluyor herşey. Herşeyden soğuyorum, nefret ediyorum. Oysa nefret bana göre değil. Yarım saat sonra geçiyor nefretimde sinirimde. Sinirini kontrol altına almakta zorlanırsan, derin derin nefes al blogcan. Yana şunu dinle ;


adresler;
mustafaalniak.com/asosyal/
mustafaalniak.com/asosyal/@mustafa
Fena sayılmaz doğrusu. Etkili bir yöntem olduğunu söyleyebilirim. Fakat itiraf etmeliyim ki, 6. dakikadan sonrası sıkıyor, bununda tadı kaçıyor bir süre sonra. Tıpkı  ......... ' da olduğu gibi. 
***
Şikayetçi olmak gibi olmasın ama, günler çok çabuk geçiyor blogcan. Daha geçen gün konuşmadık mı seninle aynı şeyleri ? Şimdi aynı şeylerden bahsetmek, biraz yoruyor beni. Başka şeylerden bahsetmek istiyorum... Kahretsin yine aklıma geldi ! Bunu zaman kazanmak için söylediğimi düşünmeni istemem. Gerçekten aklıma geldi bak. Sinirlendim. 
***

8 Ocak 2017 Pazar

Pazar Yazısı #63

<! --- Her şeyin yenisi iyidir... Yenilik iyidir... Her yıl büyüyüp yaşlandığımız bir gerçek fakat işin o tarafını düşünmeyeceğim ve eleştirmeyeceğim. Herkesin olduğu gibi benimde yeni yıla dair düşüncelerim, fikirlerim ve isteklerim var tabii ki. Ama bunlar istemekle olmaz ki ! Neyse ki bunun bilincindeyim, aferin bana !

2016 yılında, yüzlerce can kaybettik, çeşitli olaylar yaşadık ülkece. Yani berbat bir yıldı. Bu bir gerçek. Tek temennim ve duam, bundan sonraki yıllarda ülkece huzur, bereket, ve sağlık dolu günler görmek. Bu tabii ki genel bir dua. Hepimiz için ! 

Peki ben bu yeni yıla dair, kişisel olarak neler düşünüyorum ? Dur bi düşüneyim...  -->

Yukarıda yazanlara aldırış etme blogcan. Aslında niyetim, bir yeni yıl yazısı yazmaktı. Yeni yıldan beklentiler şeklide bir şey düşünmüştüm. Ve Pazar Yazısı #62'den sonra yayınlayacaktım. Fakat işler hiçte öyle gitmedi ! Yazıyı düzenlemeye'de yayınlamaya'da vakit bulamadım. O nedenle yukarıdaki satırları yorum satırı yapayım dedim. 

Neyse. O halde buda bir pazar yazısı olsun...

Ne diyorduk ? Yeni yıl mı ? Peki.

Ufak tefek planlarım var... Evet, bir plan yapıverdim kendim için. Devamlılığı olursa ne âlâ. Sizde bu yıl kendinize bir iyilik yapıp bir plan yapıverebilirsiniz. 

Ben şimdi o planlardan birazcık bahsedeceğim.

1 Ocak 2017 Pazar

Pazar Yazısı #62

Şuan bu paragrafı üçüncü yazışım... İki kez sildim bu paragrafı. Bir türlü karar veremedim, nasıl başlasam bu pazar yazısına ? Neyse, başlayayım da, belki devam ederim yazdıkça.

Son zamanlarda bu konuda eskisi kadar iyi değilim. Bilmem ki ne oldu böyle ! Neyse, yinede bahsedeceğim birşeylerden. 

(yanlışlıkla basılan shift tuşu "yapışkan tuşlar" uyarısı verir... Bunun ne anlama geldiğini ben bilmem ki !)

Üst paragrafta yer alan bir kelimedeki yanlışlığı düzelttikten sonra devam ediyorum. Yanlış mı ? Yoksa yalnış mı ? Neyse, tekrar bu polemiğe girmeyeceğim. Bunun doğrusunun "yanlış" olduğunu öğrenmiştim zaten...

Günlerim Destiny kasabasından maceralara tanık olmakla geçiyor... Biraz ateşli maceralar... Tıpkı eski günlerde olduğu gibi ! Bu kitabı okudukça daha çok okuyasım geliyor. Aslında edebiyatta bu tür kitaplarda varmış... Farklı, güzel ve cesur kitaplar bunlar. Oysa hepimizin içinde vardır böyle düşünceler, kaç kişi bunu dile getirebiliyor peki ! ? Öyle değil mi blogcan ? 

Aşk & Erotik kitapların tekrar gün yüzüne çıkmasına vesile olan kitap, Grinin Elli Tonu imiş. Bununla ilgili bir yazı okumuştum. Gerçektende öyle değil mi ama ? Grinin Elli Tonu çıktığında milyarlarca satmadımı ? Grinin Elli Tonu, filmi yapılmadımı ? Yapıldı tabii ki ! Hatta Grinin Elli Tonu'nun devamı niteliğinde olan ikinci kitabı Karanlığın Elli Tonu'da film oluyor. 10 Şubat'ta vizyona girecek olan filmin fragmanları gelmeye devam ediyor. Kutlarım seni James, cidden iyi iş çıkardın ! Bir kadın olarak böyle bir kitabı yazıp yayınlayacak cesarete sahip olman takdire şayan !