Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

1 Eylül 2015 Salı

Marka Takıntıları Üzerine... {mim}

Her ne kadar kendisini tanımamış olsamda, adını duymuş olduğum Ramiz Tayfur, "Hangi markaların bağımlısıyız ? " şeklinde bir yazı yazmış ve blogger arkadaşları mimleyivermiş. Bu yol ile banada Sezer Ağabey tarafından gelen bu kutsal mim görevini elimden geldiğince yerine getirmeye çalışacağım. Ve elbette son olarak ,mim'in daha fazla blogger'a yayılması için yazı sonunda bir kaç blogger dost'a paslayarak görevimi tamamlamış olacağım. Haydi başlayalım.! 

İtiraf etmeliyimki şimdiye kadar, özellikle teknoloji alanında hiç bir markaya güvenipte hayranlık falan duymadım. Teknoloji işinin biraz şans işi olduğunu düşünenlerdenim. Her ne kadar dünyanın en iyi markasıda olsa, benim satın alacağım bir üründe mutlaka bir sıkıntı çıkıverir. Her markada elbette böyle ihtimaller vardır. Bu ihtimal milyonda bir de olsa, o bir kişi ben olabilirim. Bu da benim şanssızlığım olsa gerek. Zaten bence şans olsaydı ... (Neyse, şimdi konumuz o değil ;)) 

Teknolojik Alanda Marka Seçimi

O kadar çok marka varki artık, teknolojik ürün alırken çeşit ve modellerden kararsız kalarak, bir çıkmaza girebiliyoruz. Bu sebepten dolayı bir ürün alırken ilk olarak ürünü kullanım amaçlarıma göre, bir kaç önemli kriter belirleyip o kriterleri sağlayan markaların listesini çıkarıyorum. İnternet üzerinde kısa bir araştırma sonu kıyaslamalar yaparak, ürünün kullanıcı yorumlarına göz attıktan sonra en ucuz ürünü satın alıyorum. ( Tabii ki yinede adını fazlasıyla duyurmuş olan marka olmasınada özen gösteriyorum. ) Bu güne dek sıkıntı çıkarmamış olup, güvenimi kazanmaya aday olan sayılı markalar ise şunlar ;
  • LG - Lg'nin Pro Lite model telefonunu bir buçuk yıldır kullanıyorum. 
  • Casper - Casper Via t8 model tableti yaklaşık bir yıldır kullanıyorum.
  • Asus - Asus k555lb-xo269h model notebook'u yaklaşık bir buçuk aydır kullanıyorum
Teknolojik olarak kullanmış olduğum bu ürünler şimdiye kadar en ufak bir sıkıntı bile çıkarmadı. (Bu durumu mucize olarak tanımlıyorum.) Bundan sonraki hayatımda alacağım ürünlerde bu üç markadan biri olmasına özen göstereceğim. En azından şimdilik.

Giyim

Konu markalardan açılmışken giyimden söz etmemekte olmazdı. Bu konuda marka diye birşey tanımam ki. Bakar, giyer dener ve öyle karar veririm. O yüzden bu konuda markaların benim için bir önemi yoktur. Bazı istisnalar olduğunda boykot ettiğim markalarda olmuyor değil ;) 

Marka olmasada giyim konusunda garip takıntılarım vardır. Asla takım elbise yada kumaş pantalon giyemem. Özellikle kundura ayakkabı asla giymem (-_-). Ayrıca T - shirt / gömlek ile birlikte kargo pantalon vazgeçilmezlerimdendir.

Aksesuar

Ne garip bir insanımki, bu konudada marka gibi bir derdim yok. Bilekli ve kol saati konusunda hangisi daha güzel ve dayanıklı ise onu alıyorum. Güzel olan her ürün zaten gönüllerin şampiyonudur. Benim zevkime uygun olmadıktan sonra ben ne yapayım öyle markayı :) 

Benim bu konuda söyleyeceklerim bu kadar. Zaten çokta fazla  alişveriş tutkunu biri olmadığım için başka neler yazacağımı bilemiyorum. Ama bu konuda çok iyi şeyler yazacaklarını düşündüğüm blogger dostlarım var. Başta Mustafa Sönmez olmak üzere, Ali Emre, Acemi Dünyalı Sibel, Ahu Kader, Mehmet Cabar ve şuan hatırlayamadığım diger blogcanları  mimleyerek konuyu onlara havale ediyorum.

***
Uzun uğraşlara rağmen bu yazı için uygun bir görsel bulunamamıştır.

20 yorum:

  1. Takım elbise, kundura ayakkabı, kumaş pantolon konusunda sana katılıyorum. Marka takıntısı artık marka köleliği oldu. Ben "Modern Marka Köleleri" başlığı ile yazacağım yazıyı.

    Aslında aklımda olan bir konuydu zaman zaman yazılarımda değiniyordum. İyi oldu. Bu arada her gün yayın giriyorum bloga... Bu yayından sonra biraz dinlensin. Hazirandan beri 3 yayın var hâlâ bekliyorlar :)

    Yarın toprağı bol olsun 2 gün önce ölen yazar-nörolog Oliver Sacks'ın okuduğum kitaplarına ayıracaktım yayını, biraz daha beklesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa, ben kendimi bildim bileli ne takım elbiseyi, ne kumaş pantalonu ,nede kudura ayakkabıyı sevemedim. Hâlâ da sevmiyorum. Sevmeyeceğimde.
      Yayın adı gerçekten güzel olmuş. Bu durum gerçekten tam anlamı ile Modern Kölelik. Bu durumu güzel ifade eden bir başlık ^_^.
      Blogun canlılığının farkındayım :) Bu enerjiyi nereden alıyorsun anlam veremiyorum :).
      Yazarların ölmesi ne yazıkki acı bir durum. Bana göre bambaşka farklı hatta dogaüstü insanlar. Ama kimse ölümsüzde değil bu dünyada. Yayın sıralamasının nasıl olacağı senin tercihin tabii ki :)

      Sil
  2. Çok keyifle okudum bloğunu Mustafa:) yine çok samimi bir dille anlatmışsın.. Çoğu konuda marka takıntının olmamasını kendime benzettim:) ayrıca güzel davetin için de çok teşekkür ediyorum, ilk kez duyuyorum bu kutsal mim olayını:) ilk fırsatta davetine cevaben ben de bu konuda bir blog yazacağım:) bu arada, bloğunun sonunda yazan yıldız işaretli cümle beni çok gülümsetti, çok hoş olmuş:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Acemi Dünyalı, güzel görüşlerin için teşekkür ederim. Marka takıntısı bir hastalık bana göre. Yani bu tür takıntıları olanları "hasta" olarak isimlendiriyorum :D İşini görmedikten sonra, en iyi marka olsa ne yazar ki ? :D Bloglar arasında geleneksel olarak yapılan bu mimleme olayını ben blogger'lar için "kutsal bir görev" olarak görüyorum :) Seninde mim yazını merakla bekliyorum. Yazı sonundaki küçük nottan söz edecek olursam; gerçeği yazdım sadece ;)

      Sil
  3. Teknoloji insanları sömürüp köleleştirirken, okumuyoruz Mustafa. Bugün fark ettim yürüyüş için parktan geçerken herkesin elinde bir telefon, bırakın telefonu kitap okuyun, dergi okuyun ya da müzik dinleyin.

    Önceki yorumda bahsettiğim Oliver Sacks gibi bir bilim adamı, edebiyatçı evrene bir daha gelmez. Bizim ülkemizdeki yazarlardan inan tiksiniyorum. Klinik alanda özellikle psikoloji ve eğitim alanında yazanlar, TV'de boy boy program yapanlar kendilerini ne sanıyorlar bilmiyorum. Kesinlikle haklısın yazarlar doğaüstü insanlar; dinleri, ırkları, inançları ne olursa olsun... İşte teknoloji dediğimiz elektronik eşyaların köleliği bizi kendi içimizde ve evrende sardı sarmaladı...

    Enerjim var mı bilmiyorum. Sadece yazmak istiyorum. Bu arzu bu günlerde arttı. Belki de bu günlerde fazla epeyce bir yalnız hissettiğimdendir, bilmem ki!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle sana katılıyorum. Yorumundaki ilk patagrafı okurken aklıma bir şarkıda geçen şu söz geldi ; " Örselenmiş çocukluklar çağındayız, görsellik yoksa ilgilenmeyiz bişeyle bunu geç öğrendik... " Günümüzde ne yazıkki teknoloji bağımlılığı insanları boş zamanlarında eglence arayışına sürükledi. Teknolojik ürünler ile eğlence daha iyi hale geldi. Oysa bilgiye ulaşma ve kişisel gelişimde teknoloji ile bu kadar hızlı ilerledi. Ama eglence varken kimsenin gözü başka birşey görmüyor.

      Kişisel bloglar bana çok şey kattı. Herşeyden önce okuma ve araştırmayı ögretti. Blog dünyası ile tanıştığım günden beri okuyorum ve buralara yazıyorum... Bu çok güzel.

      Ülkemizden yazarların büyük çoğunluğu gerçekten programlarda görebiliyoruz. Buna ben anlam veremiyorum. Olurda bu kadar fazla olmaz yani :)

      Sendeki yazma arzusu çok garip. Bu kadar sık içerik üreten başka bir blogger tanımadım henüz. :)

      Sil
    2. Önceden taslaklara attığım bir yayın varmış bu konuda :) Onu yayına aldım tekrardan. Bir tane de ben "mim"e karşılık verdim. Oldu mu iki yayın :) biraz hız kesmeliyim.

      Sil
  4. Bende marka takıntısı yok, rengi hoşuma gittiyse, çok kalitesiz değilse 10 lira da olsa alırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen :) Bazı gereksinimleri sağlıyorsa, markanın bir önemi kalmıyor.

      Sil
  5. Ucuzun kokusu yakından, pahalının uzaktan duyulur diye düşünüyorum. Bazı şeylerde kaliteyi her zaman ön plana atarım mesela ayakkabı konusunda mutlaka markalı bir ürün almaya gayret ederim çünkü ayak sağlığını doğrudan etkiliyor ve bunun gibi şeyler. Onun dışında her türlü BİM, A101 veya şehir pazarlarındaki ürünlere açığımdır :D Bu arada giyim tarzımız aynı neredeyse. Benimde vazgeçilmezim tişört-gömlek ikilisidir :)
    "mim" için teşekkür ederim, en yakın zamanda cevaplayacağım. Şu aralar fırsatım pek olmuyor en kötü hafta sonu olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Emre, yorumun için teşekkür ederim :) Yazını bekliyorum^_^

      Sil
  6. Bu "kutsal görevi" elimden geldiğince yerine getirmeye çalıştım Mustafa, teşekkür ederim paylaşımın için:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa zamanda ziyarete geleceğim teşekkürler ^_^

      Sil
  7. Merhaba , bu mimi ahu da görmüştüm :) Marka takıntısı olmayan insanlardan biri daha ne güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ziyaretiniz için teşekkür ederim :) Marka takıntısı olmayan kişileri tanımak harika :)

      Sil
  8. Merhaba,
    Samimi bir yorumda bulunmak gerekirse ben Eminönü ya da Aksaray'da bulunan mağazalardan alışveriş yapıyorum. Ama ne bereketlidir ki orjinale yakın ve onlar kadar dayanıklı oluyorlar. Geçen sene Polo taklidi aldığım tişörtler renk bile atmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Erhan,
      Yorumun için teşekkürler. Haklısın bazen taklit ürünlerde kaliteli olabiliyor.

      Sil
  9. benimde öyle takıntım olmaz bu marka olsun şu olsun diye ama sadece tv için Samsung'dan vazgeçemiyoruz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende tv içinde öyle bir tercih yok :) Evimde neredeyse her markadan ürün mevcut :D

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.