Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

15 Kasım 2015 Pazar

Pazar Yazısı #03

...
Sagopa Kajmer'in bir EP'sinden bir skit vardı. Orada şöyle bir cümle geçiyordu; "napıcaz be kâmil ?". Yanılmıyorsam, "Gemide" adlı filmde geçen bu diyalogun devamı, pekte güzel gitmiyordu. Hatta ağıza alınmayacak sözler vardı. O yüzden skitte yer alan sözün sadece bu kısmı beni alâka ediyor. Geri kalanını asla üzerime alınmıyorum. Kim alıyorsa alsın artık üzerine.  Neyse,  konu o değil.  Konu okul ve "vize haftası".  Zor günler geldi çattı ve yorucu bir haftaya girmek üzereyim.  İşte skitte geçen o söz,  bu yüzden bu haftanın çokca zikredilen cümlesi olacak... Umarım vizeler iyi geçer de sonuçlar ayakkabı numaralarından farklı olur. Vizelere çalışmak aslında mesele değil benim için. Zaman ayırınca, yapmak isteyince yapabiliyorum.  Sorun şuki; insanın kafası rahat olacak ki bir konuya yoğunlaşabilsin. Yani ben öyle düşünüyorum. İçim rahat olmayınca, aklım başka yerde olunca, okuduğumu da gördüğümüde anlayamıyorum. Ve ne yazık ki ben hemen hemen herşeyi kafaya takan biriyim. Birazda takıntılıyım sanırım. Garip işte. Başka derdim yokmuş gibi olmayacak şeyler yüzünden canım sıkılıyor. Boş dünyanın boş işleri işte...

Birde insanların anlamsız tavırları var tabii ki. İnsan anlamakta güçlük çekiyor. Yani, "Sebebi neydi ki ?". ‎İnsanlar neden işine gelmeyince, bugüne dek yaşanmış olan güzel olayları, güzel anıları ve iyilikleri birden bire unutuyor ? Karaktersizlikdir işte bu. Oda bir çeşit hastalık zaten. Öylesi insanlardan uzak durun. Sadakat ve güven çok önemli şu hayatta. Pazar yazım sakın amacından sapmasın, bunu hiç istemem. Amacım hiciv dolu yazılar yazmak değil. Sadece içimden geçen hisleri ve yaşanmışlıklarımı her hafta düzenli olarak buralara yazmak istiyorum. Yazmayı seviyorum. Ve yazacak/yazmaya değer birşey bulamamak çok acı birşey... Durgunca geçen bir haftayı geride bıraktım. Okuldan yurda yurttan okula... Arada kalan nadir zamanlarda ise ya içimde bulunduğum, "boşlukta sıkışıp kalma" hissini düşündüm yada uzun zamandır bitiremediğim Tutunamayanlar adlı kitabımı okudum. Boşlukta sıkışıp kalmak, tarif edilemeyecek bir bıkmışlık hissinden ibaret. Okumaya çalıştığım kitabım ise apayrı bir sınav benim için. Kitap hakkında her zaman "tek sefer okumak ile anlaşılacak bir kitap değil" derlerdi. Onları şimdi daha iyi anlıyorum. Tutunamayanlar'ı tamamen hakkı ile okumuş sayılır mıyım bunu da bilemiyorum. Alışılmışın dışında bir romandı benim için. Farklı bir deneyim oldu doğrusu... İlerleyen günlerde vizelerden zaman, derman ve ahvâlim kalırsa Kürk Mantolu Madonna'yı okumayı düşünüyorum. O biraz daha anlaşılır gibi duruyor. Sanırım iyi anlaşıcaz onunla. Adını da sıkça duymuştum zaten orda burda. Bayağı popüler bir kitap...

Pazar gününe yetiştirmeye çalıştığım bu yazıda; yalnızlığım, kırgınlığım ve ve kederim yine başrolde. Yine her zamanki gibi Beethoven dinlemekten başka birşey yapmıyorum. Ne güzel bir insanmış be. Hayatım, birbirinden güzel kitaplar okumak, birbirinden güzel müzikler dinlemek ile geçiyor. Bu yüce insanları okudukça dinledikçe aslında ne kadar boş yaşadığımı görüyorum... Pazar Yazısı #02'de bahsettiğim o güzel melodiler eşliğinde  yine bir gece yarısı yazıyorum. Yalnız bu kez ortam biraz daha kasvetli ve boğucu. Belkide kelimelerimin, cümlelerimin anlamsızlığı ve size bir şey kazandırmayacak olan bu satırlarım, belkide sizin zamanınızı çalmaktan başka bir şey yapmıyordur. Ama olsun, bu haftada böyle olsun ne yapalım.

Bir öğrencinin, hayata en kırgın ve en depresif olduğu şu günlerde; herşey gibi, yaşamış olduğum şu haftam da hiçbir şeyi ifade etmiyor.  Daha anlamlı bir Pazar Yazısı için, önümdeki bir haftaya anlam katmayı diliyerek bir kez daha veda ediyorum blogcan. K.İ.B

Bunuda Oku;
Pazar Yazısı #01
Pazar Yazısı #02

10 yorum:

  1. Her seyi kafaya takan biriysen senin işin cok zor bu dünyada.
    Biraz dünyayı boşverirsen rahatlarsın ama tabii kafa rahatlığı olarak diyorum.
    İnşallah rahata erersin birde vizeler gelip çatınca insanin daha çok kafası gidip geliyor.
    Sondaki müzigide dinledim beğendim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba le yan. Yazıları hiç yılmadan takip edip yorumladığın için teşekkür ederim. ^_^ Evet, ben ne yazık ki bir çok şeyi kafaya takarım. Boşveremeyenlerdenim. Şu sıralar sadece vizelerden dolayı, başım yoğun. ALLAH başka dert vermesin. Yazının en son kelimesine verdiğim linlteki müzik güzeldir. No.1 bir harika :)

      Sil
    2. Yazılarını okumayı seviyorum .
      Şuan bloglara bakıyorum sınavdan çıktım geldim kafamı dağıtıyorum.
      Her seyi takma ya biraz böyle düşünmemenin takmamanın bir yolunu bulsan. Takınca hicbir sey olmuyor.kendimden biliyorum.
      No.1 evet dinledim diger müziklerinede baktım:)

      Sil
    3. Teşekkür ederim. Sınavdan sonra kafayı dağıtmak için blogları tercih etmen çok güzel. Tebrikler :) Evet, sıkıntı yapınca takınca hiç birşey olmuyor. Ama yapacak birşeyde yok.No.1 dinlemeye devam le yan;)

      Sil
  2. Merhaba Mustafa.

    Kaptan piçin etkiydi, hiç hatırlatma :) Radio Swiss Clasic dinle. Harika bir radyo. Uygulaması da var. Son 2 yazımda bahsettim. Bunun dışında yaşam ne kadar karışık olsa da arasından kendimize ve sevdiklerimize; gercek dostluklara da dair bir şeyleri çıkarabilmek önemli olan. Ogrenci olmak ise kolay değil ama eğlenceli. Kitaplara devam senin kitapçı sağolsun :) "Bu "kib" kısaltmasını ilk duyduğumda bir türlü çözememiştim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha :D Radio Swiss Clasic'i ilk defa duyuyorum, Radyo Voyage gibi güzeldir muhtemelen :) Denemek isterim. Hayat gerçekten karışık, yapmaya çalıştığımız şey ise seninde bahsettiğin gibi dostluklar... :) Sivas günlerini özledim ben vallaha :) Ne günlerdi be ^_^ Neyse konu dağıldı. Ögrenci olmak şu sıralar çok sıkıntılı. Yarından itibaren cumartesi günüde dahil olmak üzere vizelerim var. >_< Ama yine eğlenceli sayılır. İlerde bu günleri özlerim ve ararım. Kitaplara her zaman devam edeceğim. Kitapsız bir hayat düşünemiyorum artık, öyle alışkanlık yaptıki. Kitapçım var olduğu sürece alışverişe oradan devam edeceğim ;) "kib" kısaltmasını ise şuan adını hatırlayamadığım yine "kişisel" bir yazımın sonunda kullanmıştım. "Kendine İyi Bak"anlamına geliyor. Zaten o kelimeye verdiğim linkteki şarkının adıda öyle :) Güzel yorumun için teşekkürler Mustafa.

      Sil
  3. Milena'ya mektuplar,Tutunamayanlar tarzı kitaplar hep okumaya korktuğum tarzda kitaplar.Nedense bana çok ağır geleceğini düşünüyorum.
    Ve de vizelerde başarılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba gizemlikimlik. Milenaya mektuplar'ı ilk defa duydum. Onuda en kısa zamanda okuyacağım. Vİzeler konusunda iyi dileklerin için teşekkür ederm :)

      Sil
  4. Merhaba Mustafa, Yazının içindeki bir ayrıntı dikkatimi çekti açıkçası: "sonuçlar ayakkabı numaralarından büyük olur" demişsin. Çok doğru bir söz ama gerçekleştirmek bir o kadar da zor.Umarım istediğimiz notları alırız diyeyim :)

    Bende senin gibi herşeyi kafaya takan birisiyim. Her söylediğim sözden sonra acaba yanlış bir şey mi söyledim diye 40 kez düşünürüm ya da yaptığım hareketleri her defasında 9555 kez sorgularım bencillik mi yapıyorum, karşı taraf ne düşünür ki diye sürekli kendimi yiyip bitiririm. Sonuç olarak zararlı çıkan hep ben olurum :) o yüzden zamanla bu huyumu bırakıp daha önemli şeyleri düşünmeye çalışıyorum, mesela lanet olası vizelerden ayakkabı numaralarından daha yüksek nasıl alabilirim gibi :) yapabiliyor musun diye sorarsan hayır :D ama çabalıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Emre :) evet, sınav onuçları ayakkabı numarası gibi olmamalı :) 60'dan yüksek olsun yeter :) Ne yazıkki ben herşeyi kafaya takıyorum. Hatta şöyle bir durum var. Mesela benim şu hayatta sevmediğim tipler ve karakterler var. İşte o karakterlerin bana yakıştırılmasından hiç hoşlanmam. Birşey yaparken çok düşünürdüm, acaba benim hakkımda ne düşünür diye. Ama zamanla o huyumda değişti. Artık oda umrumda değil.

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.