Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

22 Kasım 2015 Pazar

Pazar Yazısı #04

...
Yorucu geçen günlerin ardından yalnızlık ve kırgınlık yine baş göstermeye başladı. Ve tabii ki yine blogda terapi vakti geldi. Yine buralara yazacağım bazı şeyleri. "Bazı şeyleri" diyorum, çünkü sadece yazmaya değer gördüğüm yaşanmışlıklarımı yazacağım. Böylesi daha uygun oluyor... Vizelerin sıklığından dolayı zaten Pazar Yazısı #03'den sonra başka bir yazıda yazamadım..  İki Pazar Yazısı ard arda yayınlanmış oldu bu kez, neyse. Kırgınım işte.Oysa bunca sıkıntıların ve bunalımların içinde bile sadece bir sürpriz çikolata ile dahi mutlu olabilmeli insan. Olabilmeli diyorum, çünkü olabileceğini düşünüyorum, oluyorda zaten. Sürekli tekrar eden bir keşmekeşin içinde olmanın dışında beni aslında daha çok yoran şeylerin farkına da varmış oldum. Dönemsel olarak yaşadığım odaklanma problemlerine neden olan sorunların farkına vardım. Aslında bu durumu farketmem için önce odaklanma sorununun neden kaynaklandığını farketmem gerekiyordu. Odaklanma problemleri; geride kalan işlerin veya eksik kalan işlerin zihnimizi  işgal etmesi nedeniyle oluşan, yani bir nevi beynimizi arkaplanda bitirilmesi gereken işlem olarak yormaya devam eden işlemlerin birikmesi ile oluşan bir sorun. Daha kısa ifadeyle; sürekli birşeyleri ertelemekten zihnimiz yeni şeyleri yapmak için odaklanamıyor. Ben de bu süreçte bunların farkına vardım. Tekrar ettiğim hataları ve sürekli yapacağım deyip de yapamadığım sorunların bir kısmını görmüş oldum. Tabi bunda bazı arkadaşlarımının da katkısı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim :) Pazar yazısı #03'de bahsetmiş olduğum bazı şeyler, çevremde yanlış anlaşılmış. Ne kadar garip değil mi ? Ama olsun, okumuş olmaları bile yeter, o yüzden boşverelim böyle anlamsız şeyleri. 

Sıkıcı ve yoğun geçen bu haftada, vizeler dışında kendime ayırdığım zamanlarda yeni kitaplar keşfettim. Psikoloji ve felsefe alanına yöneldiğimi yanılmıyorsam geçen haftalardaki pazar yazılarının birinde söylemiştim. Şu sıralar internette e-kitap olarak indirmiş olduğum "Osho - Martıları Seven Adam" adlı kitabı biraz inceledim. Kitabın önsözünde yer alan ilk paragraf beni çok etkilemişti. İşte o ilk paragraf;

"Aristo insanı mantıklı bir varlık olarak tarif etmiştir. İnsan mantıklı değildir; ve böyle olması da iyi bir şeydir çünkü güzel olan her şey mantıksızlık sayesinde varolmaktadır.Mantık, matematiği doğurur; mantıksızlık ise şiiri. Mantık, bilimi getirir; mantıksızlık ise dini. Mantık ile piyasa, para, pul gelir; mantıksızlık ile de aşk, şarkı, dans. Evet, insanın mantıksız olması iyidir. İnsan mantıksızdır."

Henüz yeni okumaya başladığım bu kitap, felsefe alanında, benim için ilk sıralarda yer almaktadır. Amma velakin, "Nietzsche Ağladığında" da felsefe alanında çok çok çok iyi bir kitap. Her ikisinide kısa süre önce e-kitap olarak indirmiştim ve kasvetli bir gece yarısı okumaya başlamıştım. Martıları seven adam, yukarıdaki tek paragraf ile beni kendine bağlamayı başardı. Artık roman satın almama kararını vermeme sebep olacak kadar... Neyse, pazar yazıları serisi bir ayı geride bırakıyor. Bir aylık zaman dilimine şöyle bir bakınca, yaşamımın ne kadar monoton olduğunu görmüş oldum.

Vizelerden dolayımıdır nedir bilemem ama bu haftalık ne yazıkki bu kadar blogcan. Daha sağlıklı, daha huzurlu ve daha mutlu hafta geçirebilmek dileğiyle...

Bunuda Oku; 

Pazar Yazısı #01
Pazar Yazısı #02
Pazar Yazısı #03

9 yorum:

  1. Vizelerdendir :) Hazır bile olsa insanı fazlasıyla yoruyor, boğuyor o stres. Bence bu blog kişisel yazılarla gittikçe daha anlamlı hale geliyor. Daha samimi, daha uğranası :) Sınavlarında başarılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba kalemderi, elimden geldiğince "kişisel" olarak yazılar yazıp bu tür yazılar yayınlamaya çalışıyorum. Kişisel yazılar yazmaya da devam edeceğim. Sadece kişisel... Evet, vizeler biraz sıkıcı bir hafta yaşamama sebep oldu. Zaten bu yüzdende Pazar Yazısı #04 biraz anlamsız oldu. Bu arada güzel görüşlerin ve ziyaretin için çok teşekkür ederim. Bir başka kişisel yazı'da görüşmek dileğiyle...

      Sil
  2. "Blogla terapi" bu tabiri sevdim Mustafa. Roman okumama ya da satın almama kararın güzel olmuş. felsefe güzeldir. odaklanma sorunu bende de var. Artık arkadaş olduk odaklanma ile... Sen az da olsa çözmeye başlamışsın meseleyi bende o da yok. Mantık ve mantıksızlık ayrımına gelince düşünmek lazım. Bu arada son yazımın son paragrafında bu 4. pazar yazısına link verdim. Okuyup yatacağım dedim. Ben uyumaya gidiyorum. Bu arada müzik dinle müzik dinledim zaman ya da klavye ile yazarken klavye tuşunun seslerine odaklanınca kelimeler kendiliğinden dökülüyor. Dokunmatik ekranda yazmama kararı aldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa :) blogum ile fırsat bulduğum her gece bir terapi yapıyorum. O yüzden çok anlamlı bir tabir bana göre. Roman almama-okumama kararına gelince; sadece bir süreliğine farklı tarzlara yönelmeye karar verdim. Romanları bırakmayı düşünmüyorum, en azından şimdilik. Mantık ve mantıksızlık meselesi ise tam bir kargaşa :) Okurken düşündürüyor. Düşünmek güzeldir. Klavyeden gelen o yumuşak sese bende hastayım :) tercihim herzaman hassas klavyedir. Bu arada kendi yazında benim yazıma link vermen beni mutlu etti, teşekkür ederim ^_^

      Sil
  3. Hakkatten vize haftaları olunca insan blog yazamıyor, benimkiler yeni bitti iyisiyle kötüsüyle :) Martıları seven adamı bende bir ara okuyum, önsözü ilgimi çekti. Nietzche'ninde bir kitabının kapak yazısını okumuştum, hitap şekli hiç hoşuma gitmemişti bu yüzden hiç okuyasım gelmedi onun kitaplarını, o kadar popüler olmasına rağmen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa, vizerlerden dolayı blog ile ilgilenecek vakit kalmıyor gerçekten. Martıları Seven Adamı okuyabilirsin. Tavsiye ederim. Ayrıca Nietzsche'de güzeldir, ön yarğıları bir kenara bırakıp deneyebilirsin.

      Sil
  4. Kitabın ilk paragrafını ben de sevdim. Bir takım olaylar üzerine farklı düşünen insanları seviyorum. Farklı bir bakış açısı geliştiriyor insanda..

    Yazı yazmak, düşüncelerini paylaşmak insanı rahatlatan bir eylem.. Bırakmayalım hiç...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Emrah, kitabı sevmiş olman güzel oldu doğrusu ^_^ Farklı düşüncelere sahip kitaplar çok güzel oluyo, okumayı seviyorum ^_^
      Evet, blogda yazmak ve diğer kişisel blogları okumak çok güzel ve rahatlatan bir eylem :) Bırakmamalıyız... Tanıştığımıza memnun oldum, tekrar görüşmek dileğiyle...

      Sil
    2. Ben de memnun oldum :) Görüşmek üzere :)

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.