Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

29 Kasım 2015 Pazar

Pazar Yazısı #05

Ölenle ölünüyoda...

"Bilsem bir pazar günü geleceksin,
ıslatacaksın dudaklarımı,
sevmez miydim canım pazarları ?"

Bu pazar yazısına'da, bu güzel mısralar ile başlamak istedim. Oldukça güzel bir şiir nede olsa... Böyle bir haftayada böyle bir mırsa yaraşır zaten... Evet, ne yazıkki bu haftada kırgınım. Üstelik hiç olmadığım kadar... Şuan ki halime bir bakıyorum da, geçtiğimiz haftalarda ki kırgınlıklarım aslında bir kırgınlık sayılmazmış, yeni anladım. İnsan üzgün olduğu günleri özlermi hiç ? Özlüyorum işte ben, meğer o günler güzel günlermiş. Arıyorum o günleri. Öyle garip bir boşluk içindeyim ki, son üç haftadır doğru düzgün yazı bile yazamıyorum blogum için. Baksana, ard arda gelen bu üçüncü pazar yazısı... Artık haftada bir ugrar oldum buralara. Ama özür dilerim blogcan, bundan sonra daha sık geleceğim ziyaretine. Daha çok şeyden bahsedeceğim sana... Senden başka neyim varki şu dünyada ? 

Yinede ben herşeye ve herkese rağmen yalnız kaldığım zamanlarda mutluyum, çünkü kitaplarımı seviyorum. Beni kitaplara kaçıran ne çok insan var. Uzun aradan sonra bir kitap daha bitirdim. Başka alemlere dalıp, şu çılgın kalabalığa ve çılgınca ugultularına kulak tıkamak güzel oluyor, huzur dolu... Artık okumaktan, izlemekten ve dinlemekten daha çok keyif alır oldum. Kitaplar, filmler ve şarkılar ne çok şey anlatıyor öyle. Onları iyi anlamaktır mühim olan. Artık bolca kitap okumak istiyorum. Üç haftalık durgunluğu ve kırgınlığı üzerimden atıyorum. Artık çoraplarımı ortalıkta çıkarmıyor, diş macununu ortasından sıkmıyorum. Artık günde üç kere İncir Reçeli'de izlemiyorum. Sanırım kendime geliyorum. Güzel bir gün ve ben yaşıyorum.

Bir önceki pazar yazısından bu güne yedi gün geçti ama yazacak birşeyde bulamıyorum. Koskoca yedi günde yazmaya değer birşey yaşamazmı insan? Yok işte. Bu haftada diğerlerinden farksızdı. Koskoca yedi günde, ısrarla bitmek bilmeyen "Tutunamayanlar" adlı kitabımı bitirdim.(Nİhayet!)  Adam resmen bitmeyen kitap yazmış. Gayet güzel olmuş. Ben betimleme dolu kitapları her zaman daha çok seviyorum. Olaya, ortama ve duyguya daha iyi vakıf olmamı sağlıyor. Kitap ile ilgili düşüncelerimi bu hafta detaylı olarak "Okudum/Okuyun" serisinde paylaşacağım zaten. O kitabın bitmesinin ardından hiç vakit kaybetmeden yeni kitabıma başladım. Elimin altında okuyacak kitabım olmayınca büyük bir eksiklik hissediyorum. Keşke kitap okumaya lise yıllarımda başlasaymışım diye de az hayıflanmıyorum. Kitaplar öyle güzelki. Yazar; bazen içinden geçenleri, bazen kurgulanmış bir olayı bazende kelimelere dökemediğimiz hisleri öyle güzel dilegetiriyorki. Bütün bunları okumamak olurmu hiç ? 

Dünya gündemini bile takip edemiyorum uzun zamandır. Bende böyle yaşıyorum işte. Zaten pekte iç açıcı şeyler yok haberlerde. Rusya dogalgazı kesecekmi, terör bitecekmi, silahlar susacakmı, vs vs vs. Ben aynı şeyleri duymaktan görmekten bıktım. Üzülmeye'de-endişe etmeye'de mecalim kalmadı artık. Ben bunları daha fazla görmek duymak istemiyorum. Benim ihtiyacım olan tek şey huzur dolu günler. Böyle bir ortamda bahsettiğim şeyler pekte yakın görünmüyor. Öyleyse kendi yarattığımız kendi iç dünyamızda yaşayalım. Müziğin sesini kısıp kahvenin tozunu çoğaltalım. Bir başka pazar yazısında görüşmek üzere...

Bu yazı yazılırken şu müzik dinlendi ---> Tıkla Sende Dinle.!

Bunuda Oku;
Pazar Yazısı #01
Pazar Yazısı #02
Pazar Yazısı #03
Pazar Yazısı #04

23 yorum:

  1. İnsan pozitif düşününce daha da mutlu oluyor. Evrenin şuan 3 boyutlu olduğunu düşünürsek, mutlu olalım ki mutluluk yayabilelim :) Üzüntülerden ve geçmişten arınmanın en iyi ilacı, müzik dinlemeyip kendini arkadaşlarının kollarına bırakmak. Belki denemişsindir ama bir daha bak derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Yeşeren Yaprak, Pozitif düşünmek tabii ki her zaman mutluluk kaynağıdır. Ama pozitif düşünebilmekdir zor olan. Kendini arkadaşkarın kollarına atmak etkili birşeymidir bilemem ama, müzikle kitaplar ve şarkılar benim için ilk durakdır. :) Birde evrenin 3 boyutunun neyi ifade ettiğini yada konu ile ne alâkalı olduğunu pek anlayamadım >_< :D

      Sil
    2. Muzik dinlerken anilara boguldugum icin benim secimim olmuyor malesef. Evrenin boyutundan bahsederken, bu zamanlarda nasil dusunuyorsak oyle cevaplar aliyoruz demek istedim :)

      Sil
    3. :D şimdi daha iyi anlıyorum seni Yeşeren Yaprak ^_^

      Sil
  2. Selam Mustafa,
    Artık pazara bağladın kendini Mustafa. Yazının son paragrafı İsimsiz Yalnızlığım adlı deneme yazımı hatırlattı, blogda var. İnsan kendini her şeyden çok sevmeyi bilmeli. Bu bencillik ya da psikolojik vaka değil, aksine insanın kendini boş yere hırpalamaması için gerekli. Sen de normal düzenine dönmüşsün ne güzel. Birilerine ya da bir şeylere küsür yaşamı aksatmak iyi olmuyor ama, insanın iç dünyası da lafta sözden anlamıyor. Kitapların ve müziklerine geri dönmek güzel olmuş.

    İlk yorumcunun da bahsettiği gibi uzay-zamanda her şey enerji salınımdır. İyi düşünmek ve mutluluk evrendeki diğer mutlulukları çeker.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "İyi düşünmek ve mutluluk evrendeki diğer mutlulukları çeker" bu cümleyi çok sevdim Mustafa ^_^ Haklısın. Son üç haftadır kendimi pazar yazılarına bağlamıştım. Artık herşey eski düzenine döndü diyebilirim. Ben genelde kendi iç sesimi dinleyenlerdenim. Ve çok garip bir şekilde, mutluluğu kitap, film ve şarkılarda buluyorum. Bu konu ile ilgili bir yazıda yazmıştım kendi kendinize psikoterapi yapabilirsiniz diye. Ve son olarak; insan bazende içinde geldigi gibi davranmalı diyorum.

      Sil
    2. Linkteki yazıyı daha önce okumuştum. Yorum da yapmışım :)Tabii ki içimizden geldiği gibi kendimizi zorlamadan her şeyi doğallığı içinde yaşamak güzel.

      Sil
    3. Evet, sonradan fark ettim :) Haklısın ^_^

      Sil
  3. Merhaba Mustafa;Mustafa Sönmez'in son yazısına yaptığım yorum ve akabinde gelen cevabın içinde sayfana çıkan yolu buldum .Zaten Mustafa da okumamı tavsiye etmişti.Sen sanırım benim bir şiiirime,belki de bir yazıma yorum yapmıştın.Hatırladım.Neyse uzun sayılabilecek bir girişten sonra,yazınla ilgili düşündüklerimi,daha uygun bir lisanla düşündürdüklerini yazayım.Gerek Mustafa Sönmez ve gerek senin yapılarınızdaki benzerlik ve yine birbirine yakın farkındalıklarınızı gördüm.İki genç insan olarak,kendinizi toplumdaki dejenerasyondan olabildiğince etkilenmemek,uzak tutmaya çabalarınız olmuş.. .., Zaten kişiliğinize oturduğunu yazdıklarınızdan anladığım efendi tabiatınız sebebiyle bunda zorlanmadığınızı farkettim.Maksadım,aranızda mukayese ya da herhangi başka bir amaç değil.Sadece oğullarını erken yaşta kaybetmiş bir anne olarak,onların büyüdüklerini görememek tabii ki zaman zaman sert dalga vuruşları gibi beni yoruyor,üzüyor..Bazen atipik yazan ,bilhassa *Yaşlıları atın gitsin..*tarzında yazanlara sertçe eleştirel yorumlar yapabiliyorum.Ama sizlerin,en acımasız (ÖRNEK VERMEM ETİK OLMAZ) yazıları olanlara bile düşündüklerimi aynen yazarım.Yine de saygılı cevaplarla beni utandırmaları, onları anlamam ve değerlendirmem için bir veridir.Yollarını bana kapamadılar hiç.Ben gençleri, hele bu kadar içten yazan sizleri ,hep oğlum gibi görmek istiyorum.Sizlerle arkadaş gibi fikir teatisinde bulunmak bana o kadar mutluluk veriyor ki.Pazardan pazara yazman çok ilginç bir buluş,Öncelikle kutlarım.Şu an tüm seriyi okuyamasam da,şimdi seni izlemeye alıp öyle veda edeceğim.Günümüzde,ne genci ne de yaşlısı kendisini güvende hissetmiyor,hissedemiyeceğiz de.Bizim üzüntümüz hele gençlerin en mutlu geçmesi gereken günlerinin karanlığa hapsedilmesi...Akıl almıyor ve içimiz uygulayamamaları kabullenemiyor.Bu süreçten inşallah en az zararla kurtulmak dileğimle. Yazın çok içten ve düşündürücü.Şimdilik hoşcakal Mustafa Ece ablan,Ece teyzen ya da Ece ne dilersen öyle hitap edebilirsin.Sayfana ve sana Allah'a ısmarladık derken,yeni yayınlarda buluşmak ümidiyle diyorum.Eline sağlık kardeşim.Hayırlı bir akşam dileklerimle....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ece abla, öncelikle güzel görüşlerin için çok teşekkür ederim abla. Uzun zaman önce bir şiirinize yapmış olduğum yorumu şimdi bende hatırladım. Öte yandan acınızı fazla irdelemeden güzel yorumunuza yakışır bir cevap yazmaya çalışayım. Evet, Mustafa Sönmez'i ve yazılarını çok seviyorum. Blog yazmaya başladığım günden beri Mustafa'nın blogunu takip ediyorum. Geçtiğimiz aylarda kendisi ile Sivas'ta görüşme fırsatı bulmuştuk. Görüşlerini ve yazıları beğeniyorum. Blogumda genel olarak "kişisel" yazmaya çalışıyorum. Böylesinin daha güzel olduğunu düşünenlerdenim. Pazar Yazıları serisini ve diğer yazılarımı beğendiğine sevindim. Sizi, google plus'da daha önce arkadaş olarak çevrelere eklemişim. Şimdi ise twittersa @sonomur hesabınızı takip ediyorum. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim abla, tekrar görüşmek dileğiyle...

      Sil
    2. Teşekkürler Mustafa,duyguların ve beni anlayıp gösterdiğin hassasiyet için ayrıca minnet duygularımı sunarım.Hazır buradayken bahsedeyim=Bu günlerde emek sarfeden bir değerli kardeşimizin göz nuru ve emeğiyle siteye dönüşen sitem ki ben *FİKİR HAZİNEM*diyorum ona,daha çook geçirmem gereken dokümanım var.Hepimiz birbirimizi okurken haliyle bloğun düzenine sade ya da birtakım özelliklerine bakarız.Yazılara göre, bir fikrimiz ve göz aşinalığımız olur.Ben blogger lığa hazırlıksız başlatıldım.Fikir verdiler,fakat destek vermediler yakınlarım.Sitem son halini ,ben ise bazı kararlar almak üzereyim.Şu an yayın yapamıyorum.Paylaşımlarda görüşmek üzere Mustafa.Sağlıcakla kal kardeşim.Ece ablan:)

      Sil
    3. Tekrar Merhaba Ece abla :) yayınlarını beklemekteyim abla, sık sık ziyaretine geleceğim ^_^

      Sil
    4. Merhaba Ece,

      Yorumunu okudum. Güzel düşüncelerin ve nezaketin için teşekkür ederim. Yaşadığın acılı olay için ne diyeceğimi bilemiyorum... inş. Mutlu olmaya devam edersin. Diğer yönden "yaşlıları atın gitsin" de ne demek ola ki! Şu dünyada hatta evrende hiç bir kimse, hiç bir madde ebedi değil ki! Herkes yaşlanacak, güzel günleri geçmişte kalacak. Aslında benim felsefeme göre herkes aynı yaştadır. Sadece tek yönde ilerleyen zamandaki sıralamamız farklı.

      Kemalettin Kamu (edebiyat severler bilir) sevdiğim ve TSM makamında bestelenmiş şiirinin ilk mısralarını çok severim:

      Sevgilim güvenme güzelliğine,
      Senin de saçların tarumar olur;
      Aldanma talihin pembe rengine,
      Hayatın uzun bir intizar olur

      der ve devam eder. Gerçekten de kimse yaşamın bu görsel illüzyonuna aldanmasın. Önemli olan eskimeye meyilli suretler değil; yaşama bıraktığımız güzellikler ve yaşamın çılgın kalabalığından sıyrılıp kendimizi bulabilmemizdir.

      Sil
    5. Memnuniyetle Mustafa...Güzel bir hafta dileklerimle..

      Sil
    6. Teşekkür ederim @EceAbla

      Sil
    7. @MustafaSönmez , EceAbla Daha önceki yorumlarımda atlayarak bahsetmeyi unutmuş olduğum bir diğer konu; "yaşlıları atın gitsin" tabirini kullanan kişi, ne ilgiyi, ne yorumu ne hoşgörüyü haketmiyor bence. Bu arada paylaşmış olduğun şiir gerçektende ilgimi çekti.^_^

      Sil
  4. Aslında en basit bir günde bile yazacak çok şey. Zannediyorum ki bu yazarın yazmaya hazır olmasına bağlı. Yoksa yazacak o kadar şey var ki... Umarım her daim yazmaya hazır olursun.

    Kitaba gelince yapacağım değerlendirmeyi merak ediyorum. Kitabı ben de okumama ve çok sevmeme rağmen ne yazık ki kitap ile ilgili söyleyebileceğim tek şey, kitabın bir kurgusunun olmaması.

    İyi haftalar diliyorum. Lütfen yaz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar saygıdeğer Cemali Safa ağabeyim :) Senin yazılarından almış olduğum ilham ile başlamıştım "pazar yazisi" macerama... Seni burada görmek çok güzel ^_^ Yorum cevabına gelince; Aslında gerçektende bir günden bile yazacak çok şey çıkarıyorum ama onu yazacak uygun bir ortam oluşturamıyorum kendime. Okul, yurt, haftasonu tatili derken hobilere ayıracak çok zaman olmuyor. Bu yazılar bile zorla ve kısa zamanlarda çıkıyor. Ama herşeye rağmen bloglamak çok güzel.
      Kitaba gelince, farklı bir tat bıraktı kitap bende. Oguz Atay çok farklı... Kurgu konusunda bende bir eksiklik sezmiştim, yani alışılmışın dışında bir romandı. Kitap hakkında detaylı yazımı bu hafta içinde yayınlayacağım.
      Güzel yorumun için teşekkür ederim Agabey :)

      Sil
  5. Merhabalar.

    Eski günlerini aramayan var mı? Bence yok! Kim olursa olsun, ister hali vakti yerinde olsun, ister olmasın, herkes eski günlerini arıyor. Acısıyla da tatlısıyla da aranıyor eski günler. Eski günlerin acısı da güzel, tatlısı da güzel. Kötü olan şu günler. Var mı aksini iddia edebilecek?

    Yazı yazmaya başlarken, ben de bir şaire ait olan şu sözü hatırlarım "İlk satır ya da dize Allah vergisidir, can suyudur" Zaten ilk satırı yazdıktan sonra arkası geliyor. Önemli olan toplumun sesi olabilmektir.

    Selam ve dualarımla birlikte her şey gönlünüzce olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Hocam,

      İnsan ne olursa olsun gerçekten iyide olsa kötüde olsa o eski günleri özlüyor. Bende bazen sık sık düşünüyorum "bu günleri özlermiyim acaba " diye. Bu günümüze şükür. Allah bu günlerimizi aratmasın.

      Sil
  6. Ben bu yazıya başladığın mısralara bayıldım. Bilmiyordum

    YanıtlaSil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.