Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

13 Aralık 2015 Pazar

Pazar Yazısı #07


Hiçbir şeye vaktim kalmıyor blogcan. Son zamanlarda öyle yorğun, öyle kırğınımki. Hafta içi zaten okul ve yurt arasında vakit geçirmekteyim. Hafta sonu gelincede biraz dinleneyim diyorum, dinledikten sonra birkaç birşey yapmaya kalmadan yeni bir hafta başlıyor. Bu monoton hayat hiçte hoş değil. Yaşadığımın bile farkında değilim böyle. Bu ne biçim hayat ? Son günlerde yeni başladığım kitabıma devam ettim, kitap güzel gidiyor. Birazda belgesel izledim. Bütün bunların haricinde, kendime zaman ayırabildiğim şu dakikalarda, "şurda bir yerde benim bir blog olacaktı" düşüncesine kapılarak, yazı yazma zamanımın geldiğini fark ettim. Yine ard arda olan bir pazar yazısını yazıyorum şuan. Ne yazıkki, bu kötü birşey. Anasayfada sürekli "Pazar Yazısı" başlıklı yazıları görmek pekte güzel olmayabilir. Ama inan çok yorğunum blogcan. Pazar Yazıları'nın arasına bir yazı almayı bende çok istiyorum. Buda haftada minimum iki yazı anlamına geliyor. Vaktiminde hiç olmadığını düşünecek olursam, ne zaman ve nasıl yazacağım haftada iki yazıyı O.o ?

Bu hafta içinde, bir önceki pazar yazımda da bahsettiğim gibi, oyun videosu çekmeye karar vermiştim. Ekran kayıt programı gibi konuları hallettikten sonra ilk videomu çektim. Fakat ses konusunda bir sıkıntı yaşadım. Daha doğrusu, kayıtta bir problem yok, gayet iyi bir video kaydı oldu fakat ses biraz hışırtılı. İki tane mikrofonlu kulaklık denedim ve sonuç değişmedi. Bende mikrofonlu oyun kulaklığı satın aldım. Birde onun ile tekrar deneyeceğim. Eğer sıfır hışırtı ile net bir ses yakalayabilirsem oyun videosu çekimlerime tamamen başlayacağım. Yani şimdilik bu konuda askıda. Demek ki neymiş, dereyi görmeden paçaları sıvamayacak mışım. Neyse. 

Bütün bunlara sığınmamın sebeplerimden biride  ne yazık ki özel hayatımdaki sıkıntılar. Özel hayat derken aşk hayatımdan bahsediyorum. Yine grafik inişli çıkışlı. Bir orta yol tutturamadım >_<  Belki oyun videoları ile biraz uğraşırsam kafam dağılır diye düşündüm ama olmadı. Aylar, hatta yıllar önce yaşadığım "kabul görülemez" olaylar, hâlâ aklımda soru işaretlerine sebep oluyor. "Geçmiş geçmişte kalmış ne takılıyorsun ki ?" diye düşünebilirsiniz. Ama ben geçmişi geçmişte bırakamıyorum. Kız arkadaşımın geçmişi benim için çok önemlidir. Kız arkadaşım olacak kişininde geçmişi benim için çok önemlidir. Geçmişini ve çevresi ile olan ilişkilerini mercek altına alan birisiyim ben. Bana ters düşen davranışlarından dolayı, üzerine çizgi çektiğim çok isim oldu benim. Eğer ki böyle şeyleri bir kenara bıraksaydım, sadece eğlenmek için kız arkadaşı yapmayı düşünseydim, her zaman yapardım ve hiçbir şeyi kafaya takmazdım. Ama eğlenecek kız aramıyorum ben. Bana göre değil. Bu yüzden de bu tür konularda katı kurallarım var benim. İşte, bu gözlemlerimden dolayı, ben birçok kişinin üzerine çizgi çektim ve hâlâ'da çekmekteyim. Eğer ki bazı ilişkileri yaşamıyorsam, bana uygun olmayan durumlar var demektir. Yoksa bende bazı şeylerin farkındayım. Gözümden kaçtığını sanmayın ;) 

Bir türlü geçmek bilmeyen bir haftanın ardından, yeni bir haftaya girmek üzereyim. Malum, 2015 yılının son günlerindeyiz ve yılbaşı geliyor. Geçtiğimiz perşembe günü, yurttan ayrılıp evime gidiyorken, telefonuma gelen yabancı bir çağrı ile, İmza İnternet Teknolojileri'nden bir yılbaşı hediyesi alacağımı öğrendim. Bu yılbaşında da İmza İnternet Teknolojileri beni unutmadı. :D Bu, bu hafta yaşadığım sayılı güzel hadiselerden birisi. İmza İnternet Teknolojileri'n den gelecek olan üçüncü hediyemin müjdesinide aldığıma göre, yeni yılı bekleyebilirim.

Ben şuan bu satırları yazıyorken, bir yandan da yarından itibaren başlayacak olan yeni bir haftaya hazırlanmam gerekiyor. Özellikle ruhen. Çünkü ben Pazatesi'yi asla sevmiyorum.

Ve @bugdiş , Yokluğun Pazartesi Sabahı

Yokluğun Pazartesi Sabahi, 
kahvalti yok, zeytin gözlerini hatirlatir,
tadim yok, çayi şekersiz içiyorum,
kendimden geçiyorum da.. 
sana gelemiyorum.
çünkü ben geldiğimde seni bulsam bile,
yetinemiyorum. 
senin bana gelmenin mutluluguna değişemiyorum
her gün öksüzüm, 
kimseye söyleyemediğimi 
herkesin bildiğini halde 
bilmezden geliyorum, bilinmeze giderken... 
anladiklarimda var. mesala
günlerin adi değişir/ama yokluğun ayni. 
doğrulatmak saçma/başka bedenlerde
gelenler boşluğunu doldurmuyor
ve boşluk yaratmiyor gidenler de.
Diğer pazar yazılarım için buraya tıklayın...

22 yorum:

  1. Böyle düşünen erkekler var mıydı ya????
    Yalnız geçmişe yine de çok takılmamak lazım bence.Zaten bugün ki durumu da geçmişinden izler taşıyordur ve karakteri de geçmiş ile beraber şekillenmiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam gizemlikimlik. Ben böyle düşünüyorum. Benim için geçmişi önemlidir. Zaten, günümüzdeki tavrı, hareketleri, karakteri vs geçmişinden izler taşıyordur. Bunu sende söylediğine göre bu konuda hemfikiriz. Ve ben, bu tür konulara çok takılan birisiyim. Bu takıntının kimseye bir faydası olmuyor ama bende gözardı edemiyorum bazı şeyleri.

      Sil
    2. İlla ki zaten o kişinin geçmişiyle yuzlesiyorsun ama şöyle örnek verim :Bir kız arkadaşım ile de erkek arkadaşının eski ilişkisini öğrenmek için tutturdu ve ona sürekli bu konu ile ilgili imalı imalı sorular sorup duruyordu.Baska biri bana bunu yapsa ben çok rahatsız olurum.O olay yaşanmış bitmiş.Dile getirmenin manası yok bence.

      Sil
    3. O halde ben konuyu özetleyeyim; mesele eski sevğili olayı değil. Yani eski sevgili olayına bende girmem, o konunun sonu iyiye gitmez. Geçmiş derken benim kastettiğim, kişinin huyları alışkanlıkları vs. Yani bir yerden sonra, o kişiyi hayatıma almışsam; onunda özgürlüğü bir yere kadar olacak. Benden önce yaptığı şeyleri yapmayacak. Bu tür şeyler yani.

      Sil
    4. Onlar zaten birlikteyken öğrenilir.Olmazsa olmaz.

      Sil
    5. Bende bundan bahsediyorum ^_^

      Sil
  2. pazar günleri iyidir yazısı da :) yoğun olduğumuz dönemler illa ki olur ama elbette geçer :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Myna,gerçektende yoğun günler içindeyim. Sanırım kendime zaman ayırmalıyım :D

      Sil
  3. Ne demek pek sevdiğim, çok sevdiğim adam Murathan Mungan, "Acı veriyorsa geçmiş, geçmemiş demektir".
    Pazar yazısından da n olursa olsun vazgeçme!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahidende güzel söylemiş Murathan. Bazı geçmişler geçmeyebiliyor. Pazar yazılarına da kotam yettiğince devam edeceğim :D

      Sil
  4. İnce meselelere değinmişsin. Benim yontulmamış ağaç olduğum için bu konuda bir şeyler yazamayacağı. Fakat sana e posta göndermiştim ses için ayarlara bak, en kaliteli ayarı seç stüdyo kalitesi olsa gerek o ayar da...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa, birazcık sıkıntılara değinmek istedim. İnsan kafayı yiyor. İçin için deliriyor. Keşke bende yontulmamış ağaç olarak kalsaydımda bu dertlere bulaşmadaydım.(bu arada ALLAH başka dert vermesin) Nerden düştüm bu belalara bilmemki, kim yonttu lan beni ? :D
      Video olayına gelince, videodaki hışırtılı sesleri giderdim. Bir kaç ayar yaptım bahsettiğin gibi, o sıkıntıları giderdim. Fakat şunu fark ettimki; mikrofonlu kulaklık almak yerine, direk mikrofon almalıymışım. Hevesim kırıldı, soğudum işten. Artık oyun oynamak bile istemez oldum >_< :D

      Sil
    2. Evet, kulaklıklı mikrofonlar kalitesiz oluyorlar. Mikrofon alacaksan internetten sipariş en iyisi, teknoloji marketlerin yerel mağazalarında bir bok yok :) Bu arada ya hu boş ver sıkma canını. İnsan bu durumlarda bencil olmalı. Çünkü bazen kendimizin, özümüzün kıymetini bilmiyoruz Mustafa. Oysa insan kendini bazen çok ama çok değerli görmeli kendi içsel menfaatine odaklanmalı. Aşk Rüyaları e kitabımı oku bi ara :)

      Sil
    3. Ne yazıkki, yaşayarak ögrendim :D Boşu boşuna almış oldum o kulaklığı. Diğer konuda da bir takım şeyleri görmezden gelmeye karar verdim. Kendimi hiç bir zaman çokta değerli görmedim ama, sanırım artık görmeliyim :D Bir ara o kitaba bakacağım ^_^

      Sil
  5. Bu arada az önce yazmayı unuttum "blogcan" ifaden beni her seferinde gülümsetiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı anlar oluyor, blog ile karşılıklı olarak konuşuyor gibi hissediyorum kendimi. O tür yazılarda kendisinden "blogcan" olarak bahsediyorum. Garip bir durum :D

      Sil
  6. Bu devirde planlı iş yapmak zor oluyor,zaman olmadığından. Zamanım olsa kafamda ne blog projeleri varda zaman sıkıntısı yaşıyorum bende :) Oyun videolarını merak ediyorum cidden, umarım bol bol zamanın olur da onları da çekersin :) Bu arada Pazartesiye çeyrek var, ödevlerimi bitireyim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa, zaman gerçektende akıp gidiyor. Çoğu zaman o akıp giderken arkasından bakakalıyorum. Hurharca kişisel blogları okumak, onları yorumlamak ve yeni yazılar yazmak istiyorum ama o uygun ortamı bir türlü yakalayamıyorum. Zaten oyun videolarıda çeşitli sebeplerden dolayı askıya alındı. Ama olsun :) Ve bende yorumuna yanıt verip uçak moduna geçiyorum, şuan tam olarak pazatesiye sekiz var >_<

      Sil
  7. Aynen ben de çok yoğunum vakit zor buluyorum bloguma. Ben hafta sonu hiç yazamıyorum

    YanıtlaSil
  8. Geçmişinden ziyade, onun nasıl biri olduğuna bakmak gerek. Geçmişi kendisi şekillendirmedi sonuçta. Yaşamak "zorunda kaldığı" şeyler başka, kendi tercih ettikleri başka. Zaten bunu söylemek istediğini düşünüyorum gerçi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşamak zorunda olduğu şeyler olabilir tabii ki. Ben hiç öyle düşünmemiştim bu yazıyı yazarken. Yaşamayı tercih ettiği şeylerden söz ediyorum.

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.