Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

20 Aralık 2015 Pazar

Pazar Yazısı #08

Yeniden...

"Sizin gibi yazabilmeyi çok isterdim. Bence siz yazarların kafası doğuştan güzel. Yani, yazdığınız her şeyi yaşamadığınıza göre?"

İncir Reçelinde geçen bu sözü bir çok yazımda paylaşmıştım, hatırlıyorum. Çok güzel ve çok anlamlı bir söz. Fakat, bu sözü idrak etmekte zorlananlar olabiliyor ne yazık ki. Yazmış olduğum her şey yüzünden suçlanmaktan yoruldum. Yukarıdaki sözde de bahsettiği gibi, insan yazdığı her şeyi yaşamamış olabilir. Canan Tan, Piraye ve Yüreğim Seni Çok Sevdi adlı kitaplarında iki farklı aşk hikâyesini anlatmış. Bu, Canan Tan'ın iki farklı kişi ile aşk yaşadığı anlamına mı gelir ? Ve daha bir çok kitabı var bu yazarın. Kitaplarının bir çoğuda aşk üzerine. O halde bu yazar, yazdığı aşk romanları sayısınca farklı kişi ile aşk yaşamışmı sayılır , soruyorum size ? İnsan yazdığı herşeyi mutlaka yaşamışmıdır ? Kişi, duygularından, çevresinden, okuduklarından, izlediklerinden ve dinlediklerinden esinlenerek birşeyler yazamaz mı ? Bir yazarı yazmış olduğu şeyler ile suçlamak doğrumu ? Eğer böyle düşünenlerdenseniz, o halde siz hiç roman vs, hiç birşey okumayın. Boşu boşuna da kimsenin canını sıkmayın.  Kitap okumaktan korkar oldum ben artık. Okuduklarımdan etkilenip bende birşeyler yazarımda farklı anlaşılır diye! Bunlar hiç hoş şeyler değil. Ben okuyorum, ben bu dünyada yaşıyorum. Ve normal olarak, bende birçok şeye tanık oluyorum. Bunları yazıncada herşeyi ben yapmışım gibi suçlanıyorum. Bu hiç adil değil. Ben herşeyden esinlenerek birşeyler yazıyorum, yazacağımda. Birkaç gün önce yazmış olduğum Çarşamba Vakası adlı yazı, can sıkıcı olaylara sebep oldu. İlişkiler, hiç olmayacak yerlere, farklı boyutlara ulaştı. Ayrılma boyutuna bile! Yazıklar olsun! Ve ben, bu güne dek hiç yapmamış olduğum birşeyi yapıp, yazımı yorumlara kapatmak zorunda kaldım. Ben okumaya, yazmaya, yaşamaya ve tanık olmaya devam edeceğim. Buda sonuç olarak, yeni yazılar ortaya çıkaracak. Bunun yüzünden suçlanmak ağır bir yük olsa bile, ben burada, bu bloğumda yazmaya devam edeceğim. Ben bu siteyi bunun için açmadım mı ? 

Pazar Yazısının iki ayı doldurmuş olması güzel. Sekizinci haftayı yazıyorum bu yazı serisini başlattığım günden beri. Hemen hemen her yazımda söylediğim gibi her hafta yaşadıklarımı buraya yazmayı seviyorum. Blog arkadaşım Mustafa 'nın deyimi ile "Hayatı Kaydediyorum". Bu çok güzel bir his. Bu yedi gün içinde, birçok şey yaşadım. Yaşadıklarım bende çok fazla duygu yoğunluğu ve duygu karmaşasına yol açtı. Bunun sonucunda da Çarşamba Vakası adlı yazı ortaya çıktı. O yazıda beraberinde bir çok şey getirdi. Çok acı şeyleri. Ama ben ne yazdıklarımdan, nede yaşadıklarımdan asla pişman değilim. Yaşıyorum, o halde yazacağım. Yazmaya devam edeceğim. Bunun yüzünden suçlansam bile. Çarşamba Vakası adlı o yazıyı yazmama sebep olan o güzel insanlar için, o yazıyıda silmeyeceğim. Çünkü o yazının ortaya çıkmasında o kişilerin rolü çok büyük. Onları seviyorum.

Bütün bunlar yaşanırken, bu yedi gün içinde daha acı şeylerde yaşadım ne yazık ki. Olmayacak şeyler yaptım. Okulda/Yurtta değer verdiğim sayılı insanlardan birini kırdım. Üstelik ortada hiçbir sebep yokken. Samimiyetimize inanarak bana bir şaka yapmak istedi kendisi. Ne yazık ki benden sert bir şekilde karşılık aldı. Bunlar yaşanmamalıydı. Kendisine her ne kadar durumu anlatmaya çalışıp, pişmanlığımı dile getirmiş olsam da, o bana kırılmıştı bir kere. Hâlâ aklımdan çıkmıyor. Üzgünüm. Onunla tekrar konuşmayı deneyeceğim. 

Ben bütün bunları yaşıyorken, bu hafta bitmek üzereyken, yağmur ile karışık kar yağıyordu hafif hafif. Bu, bende birçok hisse sebep oldu. Bir mevsim daha geride kalmıştı. Kış mevsimi yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Her geçen gün eksilmekteyim. Bu güzel mevsimleri daha farklı yaşamak vardı oysa. Ama olmadı, olmuyor ve olmamayada devam edecek. Olması için elimden geleni yapıyor olsamda... Ama belki birgün tekrar dönerim bu günlere. Bir başka mevsimde, bir başka yerde... Olurda tekrar dönersem o günlere, daha farklı olacak herşey. Buna inanıyorum. Bir hafta daha geride kalırken, ben yaşamaya devam ediyorum. Sanırım yaşlanıyorum... 

Diğer pazar yazılarım için buraya tıklayın

12 yorum:

  1. Bazı insanlar, bazı zamanlar farklı düşünmek ister. Yaşayabileceği ya da yaşamadığı şeyleri merak ederler. Kimi insan bunu sadece hayal eder, kimi sözlü anlatır, kimi de senin gibi yazmayı tercih eder. Yazdıklarından dolayı hiç kimsenin yargılanmaması gerek bence. Onlar sadece senin duyguların, düşüncelerin... Çarbamba Vakası adlı yazınla gelen sorunların bir an önce çözülür umarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Anonim, bende yaşamadığım ve yaşayabileceğim o güzel şeyleri merak etmekteyim. Ben genelde hem hayal ediyorum hemde yazıyorum. Bazende belirli kişilere sözlü olarak ifade ediyorum. Ayrıca duygu ve düşüncelerimi yazdığım için yarğılanmaktan hiç hoşnut değilim. Daha mutlu, daha huzurlu ve daha sevgi dolu günler yaşayabilmek dileğiyle...

      Sil
  2. Karşı taraf demek ki bunu gerçek sanmış ama garip olan şu:yorumları kapatmak neden olan kişi sanal alemden biriyse gerçekse bile olanlar buna sebep olacak kadar yargılanmasına gerek yok.Ya da bu kisi senin özel hayatından biriyse de seni tanıyıp bu yazının bir şeylerden etkilenip yazdığını anlaması gerekiyor.
    Kısacası bu blogu sen açtım ve sen yazıyorsun.Istediğin gibi yazma hakkına sahipsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba gizemlikimlik ^_^ ,gerçek sanmak ile beraber, farklı yerlere çekildi. O yazıyı yorumlara kapatmayada ben karar verdim. Evet, bu kişi özel hayatımdan biri olmasına rağmen yinede bir şeylerden etkilenip yazdığımı düşünemiyor. Yinede ben blogumda yazmaya devam edeceğim...

      Sil
  3. Selam Mustafa,
    İlk paragraftaki alıntıdalıntıda haklısın. Şiir olsun roman, öykü farketmez yaşama dair kurgulardır. İlla yaşanmaya gerek yok. Duyduğumuz, gördüğümüz, hissettiğimiz ya da bizim için önemli olan her şeyi aslında maddi olarak olmasa da içsel olarak yaşamış sayılır. Kitaplar yaşamdan o kadar çok "kaydı" bize öyküler ki etkilenmeyen zaten robotlaşmıştır. Çünkü yaşam sadece bizim içine soktuğumuz kalıplardan ibaret değil. Dini kalıplar, kültürel kalıplar vs. vs. Bu yazdıklarım zaten bu haftalarda blogda bahsedeceğim uzun uzun.

    Sen yazmaya devam etmelisin...

    Ben her ne kadar yazmaya devam et desem de bakma bana :) Daha özgür yazabilmek için mustafasonmez.com'a veda etmeyi bile düşünüyorum. Yeni bi alan adı ile devam etmeyi istiyorum. Çünkü yazdıklarımı görmesini istemediğim bu kapasitede olmayan tanıdıklarım var. Özellikle bu yıl başında çoğu ile yollarım ayrıldı, pek arkadaşım kalmadı desem yeridir. Samimi olduğum kişilerden kasıt arkadaş dediğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa, yazımda da bahsettiğim gibi, yazılanlar çoğu zaman hislerdir. Ama bunu kime nasıl anlatacağımı bilmiyorum. İçimden geçenleri güzel bir örnek ile açıklamışımdır diye düşünüyorum. Kişi yazdıklarından dolayı sorgulanmamalı.

      Ben şuan bu alan adı ile yayın yapıyorum. Ama ilerleyen günlerde yeni bir alan adı ile yayına başlayabilirim. Şimdilik beni bu yola iten ciddi problemler yaşamadım. Tabii ki şimdilik...

      Birgün alan adım değişir ise, e-posta ile beni haberdar etmeyi unutma Mustafa :)

      Sil
    2. Tabii ki haber veririm. Sıfırdan başlamanın zorluğu var. Onu nasıl atlatacağımı düşünüyorum sadece.

      Sil
    3. Muhtemelen altyapı yine aynı olacak, tema düzenlenip yazılar aktarılacak. Tabii ki bunlar biraz zaman alacak. Yani sadece zaman alacak. Birde eski hit'i tekrar yakalaman zor olacak...

      Sil
  4. Bu arada yazıda bloguma bağlantı verip bahsettiğin için de teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Mustafa, bütün bu olanlara rağmen hala yazmaya devam etmelisin bence. Burası zaten duygularını yansıttığın bir yer. Yazdığın her şeyinde anlamlı olmasını da beklememelidir kimse. Bu olan o kişinin ayıbıdır. Fakat sadece şurada sana katılmıyorum, konuyu yorumlara kapatmaman daha verimli olabilirdi. Bi düşün bence bunu :)

    Bu arada pazar yazılarının yanında farklı şeylerde koysan nasıl olur acaba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Emre, duygularımı yansıtarak, düzenli bir şelilde yazmaya çalışıyorum. Blog hayatımda ilk kez bir yazımı yorumlara kapattım. Buda ilk ve son olur diye düşünüyorum. ^_^ Pazar yazılarından başka yazılar yazmayı gerçekten bende çok istiyorum ama buna vakit olmuyor ne yazıkki. Yani, haftada iki yazı anlamına geliyor bu. Buda biraz zor oluyor. Şimdilik, sürgü'n adlı yazımı okuyabilirsin :)

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.