Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

24 Ocak 2016 Pazar

Pazar Yazısı #13

...

Sevgili blogcan. Buralara gelemeyişimin uzun ve geçerli bir sebebinin olmasını öyle çok isterdim ki. Ama ne yazık ki arkasına sığınacağım bir bahanem bile yok. Gelemedim, doyasıya burada vakit geçiremedim ve içimi dökemedim. Bu, benim içinde çok kötü bir durum inan bana.  Ama bütün bunlara sebep olan şeyden de bir nebzede olsa kurtulmuş oldum. Şuan bilgisayarımın başında bunları yazabiliyorum, çünkü kendimdeyim artık. Sömestr tatili ile artık tamamen kendimi yalnızlığa adadım. Yeni dergiler almaya başladım. Dergiler ve kitaplar okumak istiyorum doya doya. Bir süre önce başlamış olduğum Yedi Güzel Adam adlı diziyi her gece izliyorum. Sadece, bana karşı yapılan bu önerileri değerlendiriyorum. Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt başta olmak üzere Yedi Güzel Adam'ın yaşamını konu alıyor bu güzel dizi. Dizi adını'da Cahit Zarifoğlu'nun Yedi Güzel Adam adlı kitabından almış. Yedi Güzel Adam dizisinden sonra, yakın arkadaşlarımdan birisinin önermiş olduğu İzdiham Dergisi ve Bavul Dergisi'nin bu ayki sayılarını aldım. Okumaya başladım. Henüz bu dergiler hakkında hiçbir bilgim ve fikrim yok. Henüz detaylı olarak incelemiş sayılmasamda detayları inceledikten sonra, düzenli olarak en az bir dergi takip etmek istiyorum. Şimdilik edebiyat dergilerinden olan bu iki dergiyi aldım. Aslında ben, adını sıkça duymuş olduğum Kafka Okur Dergisi'ni almayı düşünüyordum fakat D&R'da bulamadım... Ama onuda okumayı düşünüyorum. Güzel bir dergi beğenip her sayısını düzenli olarak alıp okumaya karar verdim.

Kitaplarım, dergilerim ve filmlerim ile geçen şu monoton günlerimden, kar lapa lapa yağıyor. Ben aslında böyle bir havayı asla kaçırmazdım, güzel yürüyüşler yapardım böyle havalarda. Ama şu sıralar beni kitaplara iten öyle çok şey varki, kim ne yapsın yağmuru, karı! Bu günlerden cam kenarından izlemek ile yetiniyorum. Hiç bir işim yolunda gitmez iken, kitaplar kafa dağıtmak için öyle etkiliki. Adeta kitaplara sığınıyorum. Bir nevi zihnimi başka şeyler ile oyalayarak sıkıntılardan uzaklaşmış oluyorum. Kitaplardaki hayatlar öyle güzelki!

Bir türlü sükunet içinde ilerleyemeyen ilişkim ise, beni hayattan bezdiren bir diğer şey. Ben ve katı kurallarım daima huzurumuzu kaçırmaya yetiyor. Ama inan bana blogcan, ben bu konuda çok çok çok hassas olduğum için birtakım şeylere tahammül edemiyorum. Ve böylede tartışmalar kaçınılmaz oluyor. Zaman zaman tartışmalar olsa da bazı şeylere direnmeye çalışıyoruz ikimizde. O alışkanlıklarından vazgeçmiyor, bense kurallarımdan.  "Ben bana ait olanı kısıtlarım" düşüncesi ile bu günlere geldim. Koskoca üç yıldır sıkıntı olmayan şeyler, neden şu günlerde sıkıntı olmaya başkadı ki ? Bunu da anlamış değilim blogcan. Son iki haftadır, blog ile ilğilenemeyişimin sebebini azda olsa anlamışsındır blogcan. 

Belkide Can Yücel doğru söylüyordur ha, ne dersin blogcan ?

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

Diğer Pazar Yazılarım için buraya tıklayın...

20 yorum:

  1. Bir kaç hafta önce yaşadıklarımı okur gibi hissettim... Ben de bir süredir blogum ile tam olarak ilgilenemiyordum.

    Ayrıca güzel bir yazıyı güzel de bir Can Yücel şiiri ile tamamlamışsın, eline sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Servet, blogum ile ilğilenemeyişimin sebeplerinden birazcık bahsetmeye çalıştım bu pazar yazımda. Yazıyı ve yazı sonundaki şiiri beğendiğine sevindim ^^

      Sil
  2. Kafka okur,kafa,izdiham adlı dergileri okuyorum. Gerçekten güzeller:)
    İclerinden her şeyden var:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam le yan, ben henüz okuyamadım. Fırsatın olmadı ama en kısa zamanda okuyacağım ^^

      Sil
  3. Ben bana ait olanı kısıtlarım düşüncesiyle karşı tarafa sevdiği insana böyle bir sey yapıyorsan yanlış yoldasın. Bu karşı tarafı üzer ve kırar.
    Herkes özgür olmak ister.
    Karşı taraf senden bağımsız bir birey:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar selam le yan, bunun karşı tarafı üzüp kırdığının bende farkındayım. Herkes özgür olmak ister, ben zaten özgürlüğünü kısıtlamıyorum. Sadece görüşebileceği kişileri, giyineceği elbise türlerini ve gidebileceği yerleri gibi şeylere karışırım. Sevgilim benden bağımsız olamaz. Bunu kabul edemem.

      Sil
    2. Hadi görüşebileceği kişileri anlarım. Çünkü bazen kızlar erkekleri gerçekten tanıyamıyor. Arkadaş ayağınada yanaşan cok oluyor. Sonuc hüsran.
      Ama gidebileceği ve giyebileceği elbise türlerine karışmak kötü. Bu konuda taviz bile vermem. Sonuçta o kişi nerde nasıl davranacağını,nereye gidebileceğini ve giyinebileceğini kendi bilebilir değil mi?
      Sen böyle yapınca onu bir birey olarak görmemiş oluyorsun.
      Böyle şeyleri kendi karar verincede senden bağımsız olmuyor. O kişi sana kalbini açmış senden nasıl bağımsız olsun.
      Yine de söylediklerim seni sinirlendirdiyse kusura bakma düşüncelerimi açıkça dile getirmek istedim.
      Özgürlüğüne çok düşkün biriyimde. Kimseyi takmadığım için:)

      Sil
    3. Bunda sinirlenmemi gerektirecek bir şey yok. Düşüncesi söylemen güzel birşey^_^ Ben çevreye güvenmediğim için görüşeceği kişilere karışırım. Bundan asla taviz vermem. Onun hayatından ben varsam, benim için hayatından bazı kişileri çıkarması gerekir. Bununla beraber gideceği yerlerede karışırım. Aldığı her nefesi, attığı her adımı bilmek isterim. Buda benim en doğal hakkım. Ve tabii ki giyimine de karışırım. Her ne kadar düzgün giyiniyor olsada ben yinede tavsiyelerde bulunurum. Uygunsuz gördüğüm birşey olursa söylerim. Bende böyle biriyim. Ve bu yaptıklarım onu birey olarak görmemek değildir bence . Kendi kendine karar vermesine tabii ki karşı değilim. Öyle birşey olamazda. Ona zaten güvenim tam. Ama yinede, görüşlerimi söylerim. O benim nelerden hoşlandığımı ve ne tür davranışlardan nefret ettiğimi bilir. Bende aynı şekilde onun neleri sevip nelerden sinirlendiğini bilirim. Birbirimizin nefret ettiği şeyleri yapmadığımız sürece sorun yok yani :)

      Sil
    4. Çevreye güvenmeme lafını hiç sevmem. Zaten kimseye güvenmem.
      Başka biri söyleyincede yanlış anlarım. Hım demekki bana güvenmiyor. Ya da böyle yetişmediğimden. Erkekler ve kadın olarak ayrım yapılmadan büyüdüm.
      Benim kızım nasıl davranacağını bilir benim söylemem gerek yok sözleriyle.
      Şimdiye kadarda hic bu konuda bir söz bile duymadım
      Galiba hayatıma karışılması bana bu yüzden kötü geliyor.
      Ya da şimdi yok ama sevgilim olduğunda çoğu şeye karışsam kendimi suçlanmış ve saygısız hissederdim.
      Yine de şunu söylemeliyim.
      İnsan sevdiği kişiyi sahiplenir. Bende arkadaşlarımı sahiplenirim.
      Bazı kişiler veya başka şeyler hakkında akıl veririm.
      Sizde karşılıklı bu konuda yinede sorun yaşıyorsunuz.
      Bu konuyu net ve açık sözlülükle ortaya koymanız gerekir:)
      Ama senide anlıyorum. Sözlerini aklıma yazıyorum.
      Bir gün lazım olur bana:)
      Birini anlamamda yardımcı olabilir:)

      Sil
    5. Sahiplenmek, karşındaki sana değer veriyorsa değerlidir. Seni dinlemeyen birini sahiplenmenin hiçbir önemide yoktur. Zaten seni dinlemeyen birini sahiplenmende pek mümkün olmaz. Yani demek istiyorumki; birine sahiplenmeden önce karşılıklı olarak güven ve sadakat olmalı. Bununla beraber sevgide olmalı. Hayat böyle anlam kazanır...

      Sil
    6. Bu konuda şanslı bir tavuk karşında. O da ben:)
      Hayatıma kattığım ve sahiplendiğim insanlar gerçekten insan olan dostlardan
      Bu yüzden telefon rehberimdw sadece o kişiler var. Sınırlı sayıda.
      Bana kendileride o değeri gösteriyor.
      Ben ağlayamazsam onlar benim yerime bile ağlıyor:)
      Bu konuda mutluyum:)

      Sil
    7. Ne mutlu sana le yan ^^

      Sil
  4. Hocam yedi güzel adam gerçekten güzel dizi. :) Dergiler ile ilgilide yorumlarını bekliyorum hocam. Ellerine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Furkan, Yedi Güzel Adam'ın seven birini tanımak güzel oldu. Bu dizi gerçekten çok çok çok güzel ^^ Dergi ile ilgili yorumlar yakında gelebilir ;)

      Sil
  5. Selam Mustafa,
    Tekrar bloğa geldiğini ve bir şeyler yazdığını görmek çok güzel. Bahsettiğin gibi kış günlerinde bir şeyler okumak çok güzel. Ben de son yazımda ara paragraflarda buna değindim. Diğer konularda ise insanız işte Mustafa her zaman istediğimiz gibi gitmiyor bazı şeyler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa. Güzel, içten ve samimi yorumun için teşekkür ederim. Evet, kışı birşeyler okumak güzel oluyor. En az gezmek kadar ^^ Diğer konularda da seninde dediğin gibi. İşler istediğimiz gibi gitmeyebiliyor ne yazıkki. Senin son yazınıda bu gece okuyacağım Mustafa ^^

      Sil
  6. bende düzenli olraka bir dergi almayı kafama koydum da ne alacağıma karar veremedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Myna, işte gerçekten en zor bölümü bu. Başlanğıç zor, tercih zor ^^ Doğru bir seçim yapabilmek önemli :)

      Sil
  7. Yedi Güzel Adami bende ilk firsatta seyredecegim. Cok güzel bir dizi oldugunu biliyorum. Ayrica dergi konularinda seni ne kadar kiskandigimi anlatamam. Almanya da ki türkleri hep kazikliyorlar bu konularda. Kafa Dergisini almak istemisti bir arkadasim senelik abone olmak icin 45 Euro falan istemislerdi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Ahu. Evet, Yedi Güzel Adam gerçektende çok çok çok güzel bir dizi. Ben çok beğendim. Dergi konusuna gelecek olursak, yurt dışında türklere karşı böyle şeylerin yapılması beni hiç şaşırtmadı >_< 45 euro sanırım 150 tl civarı birşeye denk geliyor. Bir derginin 7 ile 9 tl arası olduğunu düşünürsek ortala 10 tl desek yıllık 120 tl yapıyor. Yine çok daha fazla fiyat istemediklerine şükür :D ortalama 30 - 35 tl fark var.

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.