Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

27 Mart 2016 Pazar

Pazar Yazısı #22

Ne karışık bir haftaydı be blogcan. Nereden başlasam bilmem ki. Ağır bir yorgunluk hissi var üzerimde. Üstelik çok uzun bir zamandır... Hiç kendime vakit ayıramıyorum. Günlerim hep koşturma ile geçiyor. Vallaha olacak gibi değil be! Ne yapsam bilmem ki. Her şekilde çökmüş haldeyim.  Vizelerde gelmek üzere zaten. Birde bunu stresi var üzerimde. Bu haftadan itibaren full vizelere çalışmam gerekecek. İyide nerede, ne zaman ve nasıl ? 

Her şey böyle iken, ben birazda yeni kitabıma geçmenin mutluluğunu yaşıyorum. Keşke huzurlu ve içim rahat olsa, kitabıma çok daha fazla vakit ayırabilsem. Ne güzel olurdu. Artık eskisi gibi okuyamıyorum'da. Ne kitap nede blog.

Aslında bugün anlatmak istediğim esas olay bir trafik kazası blogcan. Ben ve arkadaşım Halis, bir trafik kazasına şahit olduk ve müdahale etmek zorunda kaldık. Aslında zorunda kalmadık, kendimiz müdahale ettik. Her şey öyle çabuk gelişti ki, bir anda kendimi olayın içinde buldum. Her zaman olduğu gibi... Olağan dışı bir durum ile karşı karşıya kaldığım zaman nedense kararı veren kişi ben olmuyorum. Bedenim adeta kendi kendine hareket ediyor. Bir aracın üzerine atlamak, ansızın bir kavgaya girmek gibi. Bu haftada böyle bir şey oldu blogcan...

Arkadaşım Halis ile kaldırımda sohbet ederek yürüyorduk. Sohbet ederken'de karşımızdan bize doğru gelen aracın ne kadarda dengesiz hareket ettiğini görüyorduk. "Bu adam ne yaptığını sanıyor böyle ?" gibi cümleler kuruyorduk. Adamın direksiyon başında kalp krizi geçirdiğini bilmeden...  Aracın kaldırıma çıkıp üzerimize doğru gelmesi ile etraftan "adam kriz geçiriyor!!!" diye bir ses yükseldi. O sesi duyduğumda, gözümün önünde canlanan şey bir "el freni" idi blogcan. İyide el frenine ben nasıl ulaşabilirim ki? Araca dışarıdan müdahale etmem gerekiyordu. Üstelik araç kontrolü kaybetmiş vaziyette kaldırımda üzerimize doğru geliyordu.

Aracın arka koltuğunda oturan anneannem yaşındaki teyze bize karşı "yardım edin" diye ağlayarak bağırıyordu. Ve ön koltukta oturan küçük çocukta... Aracın altında kalmaktan belkide arkadaşım Halis sayesinden kurtuldum, hatırlamıyorum. Gördüğüm şey; aracın kaldırımda, önümüzde olan direğe çarpıp sonrada park halindeki bir başka araca çarpmış olmasıydı. Aracın hızı düşmüştü ama hâlâ hareket halindeydi. Üstelik aracın yönü kaldırımdan yola doğru dönmüştü.

İşte buradan sonrası kendiliğinden gelişti blogcan. Bırak bir saniyeyi, bir salise bile düşünmeden hemen yola atlayıp aracın peşinden koştum. Araç koşarak yetişebileceğim bir hızla ilerliyordu. Araca dışarıdan müdahale etmek zorundaydım. Araca doğru koştum ve araç hareket halinde iken aracın kapısını açtım. Bir yandan'da hafif tempo ile araç ile koşmaktaydım. Sürücü koltuğu diğer taraftaydı ve kriz geçiriyor olan kişi sarsıntının etkisi ile el frenini üzerine düşmüştü. O el frenine nasıl ulaşacaktım ? Aracın içine atlasam dahi, adam üzerinde iken o el frenini nasıl çekebilirdim ki ? 

Ben bütün bunları düşünürken, araç içinde yaşlı teyze ile küçük çocuğun ağlama ve feryat sesleri birbirine karışıyordu. Artık araç ile koşmanın bir anlamının olmadığına karar verdim. Vücut ağırlığımı kullanarak aracın kapısını tuttum ve kendimi geriye doğru çekerek aracı durdurmaya çalıştım. Kendimi geriye doğru çekerek araç ile birlikte 5-6 adım sürüklendim. Sonuçta bariyere çarpmış olsakta, en azından yavaş çarptık. Ki zaten araç kaldırım, direk ve park halindeki bir başka araca çarpmıştı. Zaten bu nedenle benim koşabileceğim bir hıza kadar yavaşlamıştı. Yani artık aracın çarpmasının bir önemi yoktu. Önemli olan aracın durmasıydı. Ve araç zorda olsa durmuştu. Araç durduktan sonra, o çocuk ile bir göz göze geldim. Bana bakarak ağlıyordu.

Fakat benimde durumum hiç iyi değildi. Kollarımın uyuştuğunu ve yüzümün, tenimin buz gibi olduğunu fark ettim. Korkmuş bir vaziyette olduğumu o an anlamıştım. Ama ben aracı durdurmuştum. Ve o teyze bana bakıyordu. Bense "az önce neler oldu öyle" diye düşünüyordum. Ben evden çıkarken böyle bir şey beklemiyordum. Çok şaşkındım. İki adım geriye gidip araçtan uzaklaştığımda arkadaşım Halis'İn diğer tarafta, gelen araçları durdurmuş olduğunu gördüm. Halis, daha büyük bir kazayı önleyerek trafiği durdurmuştu. 

Ben arkadaşımın yanına gittiğimde arkamda kalabalığın olduğunu fark ettim. Etraftakiler, araçtaki adamı araçtan indirip yol kenarına yatırmışlardı. Ve başında telefonda konuşarak konumuzumuzu tarif eden bir genç... Muhtemelen 112'yi aramıştı. Bense o an yerdeki cam parçalarına bakakalmıştım. Olanlara inanamıyordum. Her şey ne kadar çabuk gelişmişti öyle. Üzerimize doğru gelen bir aracın peşinden koşmuştum. Onu durdurmak için... Biraz geç durdurmuş olsamda durdurmayı başarmıştım.

Olanlara inanamıyordum. O adamın direksiyon başında iken yan koltuğa düştüğünü görmüştüm. Kontrolden çıkan hareket halindeki aracın kapısını açarak o araç ile sürüklenmiştim. Şimdi düşünüyorumda; bütün bunları kriz geçiten o adam, o küçük çocuk ve o yaşlı teyze için yapmıştım. Üstelik farkında olmadan. Bu kararı veren kişi kimdi ? Ben karar verdiğimi hatırlamıyordum. Sadece birden kendimi aracın kapısını tutmuş sürüklenirken bulmuştum.  Belki o aracın altında kalabilirdim. Arkadaşım trafiği durdurmamış olsaydı, hızla gelen başka bir araç bana çarpabilirdi... Şoktaydım.

Arkadaşım ve ben üzgün ve kırgındık. Yolda yürürken bir süre konuşmadık. Olanlara inanamıyorduk. Ama bir saniye bile durmadan elimizden gelen yardımı yapmaya çalışmıştık. Sonuçta söz konusu olan şey, kontrolden çıkmış, hareket halindeki bir araçtı...

O adamın sağlık durumu şuan nasıl ?  O küçük çocuk olanları unutabildimi.? Peki o yaşlı teyze ? Bu gece rahat uyuyabileceklermi ? Bu soruların cevabını merak ediyorum. Hayatımda ilk defa böyle bir durum yaşadım. inşaALLAH bir daha yaşamam, yaşamak zorunda kalmam ve şahit olmam...

Ben bu hafta, bir daha unutamayacağım bu olayı yaşadım blogcan. Araç ile o şekilde koşmuş olsamda o aracı durdurmak için uğraştım. Durdurdumda. Bu uğraşlarım ile o yaşlı teyzenin bir hayır duasını alabilmiş isem ne mutlu bana...

ALLAH kimseyi bu duruma düşürmesin blogcan.

Diğer pazar yazılarım için buraya tıklayın.

8 yorum:

  1. Vizeler deyince aklıma benimde çalışmam gerektiği geliyor ama çalışmıyorum. Ne yapacağım bilmiyorum. Yaktı bizi vizeler Mustafa:/

    Benimde kitap okuma aşkım geri döndüğü için zevkle aldığım kitapları okuyabiliyorum:D
    O şevkin sanada gelmesini dilerim her zaman:D

    Ve son olarak sen yaşadığını anlatmışsın ben gözümde canlandırınca korktum seni düşünemiyorum. Hepinizi Allah korumuş. İnsan o durumda ne yaptığını bilmiyor. Dalga gecmeyeyim ama baya kahraman olmuşsun aslanım sen ya:D
    Bu kadar yüreği nerede yedin sen:)
    Benim aklımada geçen sene yaşadığım şey aklıma geldi. Sabah saat yedi. Ben okula gidiyorum. Okulumun olduğu caddeye geçeceğim önümdede bizim okuldan kız var. Kız karşıya geçiyor ama bakmadı soluna baktım kamyon geliyor salağa bildiğin bodoslama dalacaktı ben koşar bir sekilde onu arkadan tutup ittirdim ve filmlerdeki gibi sağ salim kurtulduk. Kamyondan sadece milimle kurtulmuş olarak hala o refleksi nasıl yaptım ben hiç bilmiyorum. Azcık duraklasam bu sefer kamyon bana çarpacaktı.
    Kız ise pardon dedi ve arkasına bile bakmadan gitti:D ne güzel degil mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam le yan. Bana vize deme yahu :D >_< zaten kendime vakit ayıramıyorum. Birde vize haftası gelince yoğun olacağım.

      Kitap okuma olayı ise bambaşka bir olay. Kitap okuma aşkım zaman zaman gelip gidiyor bende. Keşke gelip hiç gitmese...

      Kaza olayına gelince. O kadar yüreği nerde nasıl yedim bilmiyorum ama herşey birden oldu. Aracın üzerime doğru geldiğini gördüm. İlk başta aslında o hareketlerin kasıtlı olduğunu düşündüm hatta adama küfür dahi ettim. Ama sonra çevrede "adam kriz geçiriyor" sesini duyunca. Ve adamın yan koltuğa düştüğünü görünce. "Bu araca müdahale etmek gerek" dedim. Nasıl olduysa birden kendimi, aracın kapısı tutmuş, koştururken buldum. Seninde anlattığın olayda olduğu gibi le yan, insan bazen ne yaptığını bilmiyor. Kararı veren kişi bazen insanın kendisi olmuyor...

      Sil
  2. Merhaba,sanırım bu aralar çoğumuz 'vizeye'yönelik isyankar mesajlar gönderiyoruz evren ;) Umarımı hepimizin iyi geçer.
    Başına gelen olayı okudum da aslında cesaretinden dolayı seni tebrik etmek lazım çünkü bana göre büyük bir olay başarmışsın :) Bazen gözümüzün önündeki olaylara tepkisiz kalıp yola devam ediyoruz da...
    Bu arada lütfen bu pazar yazılarının yazmaya devam et :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Rabia. Evet, şu sıralar hepimizin ortak derdi vizeler :) inşaALLAH iyi geçer vizeler ve finaller^^. Başıma gelen kaza olayında ise, dediğim gibi; ne ara yola atladım bilmiyorum, birden kendimi arabanın kapısını tutmuş sürüklenirken buldum. Bazen gözümüzün önünde olan olaylara tepkisiz kalarak yolumuza devam edebiliyoruz, haklısın. Ama o kaza anında kararı kim verdi bilmiyordum. Birden bire kendimi, az önce üzerime doğu gelmekte olan aracın kapısından tutmuş koştururken buldum. Garip bir gündü. Sanırım o günü ve o olayı uzun süre unutamayacağım. Bu arada pazar yazıları ile ilgili güzel yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Selam Mustafa,
    Geçmiş olsun. İyi ki minibüsü zamanında fark ettiniz. Senin de dediğin gibi insanın başına ne gelecek, ne zaman gelecek kestirmek mümkün değil. İnsan aslında her zaman can kurtarmaya ve iyiliğe meyilli bilinçaltın bunu söyledi sana, galiba...

    Ayrıca aracı kas gücüyle durdurmaya çalışman bu vahim olayı okurken beni gülümsetti. Tövbe ya, gülümseyecek olay sanki!

    Bu arada iyi bir tatili hak ediyorsun. Mayıs ayında Sivas'a yolun düşerse iyi olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa :) ALLAH'dan araç taksiydi. Yani minibüs değidi. Minibüs olsa iş çok zor yahu :) O gün dışarı çıkarken böyle bir kazaya tanık olacağımı hiç tahmin bile edemezdim. Ama o an gözümün önünde olunca birden kendimi olayın içinde buldum. Galiba bilinçaltım bana "koş" dedi O.o Araç yavaş bir hızla ilerlerken aracın kapısını açtım. Bir yandanda koşup duruyorum. Adam el freninin üzerine düşmüş vaziyette. El frenini çekmeye kalksam nasıl çekeceğim ? Ayağımı uzatarak içeri atlayıp frene basmak istesem sürücü koldugu diğer tarafta. Aklında bu sorular vardı hep. Bende kapıdan tutup kendimi geriye doğru ittim. Anca bunu yapabildim. Aklıma başka birşey gelmedi. Koşarak yetişebileceğim hızda olduğu için bunu yapabilirim diye düşündüm. Zorda olsa, biraz sürüklenmiş olsamda durabildik. Sonrada düşünüp durdum "ben ne yaptım" diye.

      Evet Mustafa :) Bu olay ile ilğili olmasada iyi bir tatile ihtiyacım var. Mayıs ayında yolum elbet düşer Sivas'a ^_^ Seninde yolun düşsün yeter :)

      Sil
  4. Geçmiş olsun Mustafa. Birşeyin yoktur umarım. Bizde arkadaşın arabasıyla kaza yapmıştık,psikolojik olarak kötü bir durum. Kimsenin başına gelmez insaallah. O aileyede geçmiş olsun. Bizimde vizeler başlıyor bu hafta, napacaz bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa. Güzel yorumun için teşekkür ederim :) Ben iyiyim çok şükür. Kaza yapmakta kazaya şahit olmakta kötü ve zor bir durum. Sizlerede geçmiş olsun demeden edemeyeceğim. Ben sadece şahit olmama rağmen fena halde etkilenmiştim. Birde yaşayanlar... O çok daha kötüdür. Diğer yandan vizelerde geliyor ve benim hiç ders çalışasım yok. Nasıl çıkacam bu işin içinden bilmiyorum...

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.