Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

24 Nisan 2016 Pazar

Pazar Yazısı #26



Zaman öyle çabuk geçti ki. Okul, bir kez daha sona yaklaşıyor ve yaz geliyor. Hiçte sevmem zaten bu mevsimleri. İlkbahar ve yaz aylarını bir türlü sevemedim. Temmuz ayının sonlarında dünyaya gelmiş olmama rağmen bir türlü yaz aylarını sevemedim. Herkes severmiş yaz aylarını, ama ben sevmiyorum. Ben genelde ya yağmurlu havaları severim yada lapa lapa kar yağan havaları... Hafif bir yağmur yağar, o yağmurun altında gezersin. Lapa lapa kar yağar o kar altında gezersin. Ayakların yere her basışında, kardan gelen sesi dinlersin. Bazen sıcacık bir kahve içersin, müzik dinler, film izlersin. Bazı geceler olur dışarıda bardaktan boşalırcasına yağmur yağar, adeta gök delinir. Ve o gece sıcak çikolata içip film izlersin. Mevsimin soğukluğunu ise, hayatın yoğunluğu ısıtır. Gün içinde okul-iş arasında olursun. Bazen yolda kalırsın ama yinede kış'ı seversin. Oysa yaz öylemi ? Kapri ile gezmenin güzelliği nereye kadar ?  Evet, ben bir kez daha onu beklemekteyim.

Şimdi buralara nerden geldim bilmiyorum blogcan. Okulun sona erip yaz tatilinin gelmesinden söz ediyordum en son.  Evet, hiç sevmediğim anlara geldim yine. Okul bitecek, koskoca üç ay, ..... ..... geçecek. Birde staj var tabii. Buda benim üçüncü stajım olacak. Daha önce iki kere daha staj yapmıştım zaten. Staj denen şey güzel oluyor benim için. Hatta en son yapmış olduğum işletme stajı, beni staj yaptığım kuruma çok bağlamıştı. Sekiz ay boyunca stajyer olarak çalışmıştım. Pekte çalışmak denilmez ama çok güzel günlerdi. Özlüyorum o günleri. İlk stajımda sürekli kaçamaklar yapardım. Sıra işletme stajına geldiğinde; tamamen bağlanmıştım bu işe. Artık sabahları geç gelmiyor, akşamları erken gitmiyordum.  Tıpkı Kürk Mantolu Madonna'daki Raif efendi gibi, dakik bir şekilde gidip geliyordum işime. Bir dakikasını bile israf etmek istemiyordum o güzel günlerin. O güzel günler geri gelir mi ? Gelmez tabii ki. O aynı kadro, aynı şartlar altında tekrar bir araya gelmez ki. Çoook ama çok güzel günlerdi  :(

Pazar yazısı için her yazı yazma girişimimde "acaba bu haftada bu yükten kurtulabilecek miyim ?" diye  düşünüp duruyorum. Yanlış anlama sakın, tabii ki seni yük olarak görmüyorum blogcan. Ama bildiğin gibi ben genelde depresif bir adamım ve yazı yazmak son zamanlarda benim için hiç kolay olmuyor. Mesela geçen hafta sıkıntının dibine vurdum ve seninle iki kêlam edemedim. Hatta bu yüzden yakın çevremden fırça bile yedim. Neden iki kêlam etmedim diye :) En azından geçen haftaki suskunluğumun gözden kaçmamış olması beni mutlu etmeye yetti. Ama anlatacak çok şeyin olduğundan emin olabilirsin. Emin ol, beş dakikalık bir sohbetten sana sayfalar dolusu olay ve duygu çıkarabilirim. Hayattaki buruk olayları bir kenara bırakabilirsem, yapmam gereken işlere yöneleceğim. Çünkü biliyorum ki zaman su gibi akıp gidiyor. Ve ben, hep izleyip duruyorum. Bu; çoğu zaman bir tercih olabilir. Ama o kadar çok hiçbir şey yapmayasım var ki... 

Diğer Pazar Yazıları : http://goo.gl/OAggvn

9 yorum:

  1. Sabahattin Ali'nin o kitabı evet pek hoş. :)

    :)

    Benim de kitabım çıktı bu arada! :)
    Ben de beklerim, sevgiler! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Kafa Dergi. Evet, kitap gerçekten güzel. Kitabınızı merak ediyorum :D

      Sil
  2. Her mevsimin kendine göre güzel ve kötü yanları var Mustafa kardeşim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Emre. Ama ben yaz mevsimini sevmiyorum işte.

      Sil
  3. Selam Mustafa,
    Harika bir pazar yazısıyla karşıladın bizi. İlk paragraftaki yazdıkların bana çok tanıdık geldi. Sıcacık bir o da hatta soba olacak, dışarıda soğuk kol gezerken içeride miskin miskin şiir okuyup arada uyulamak... En sevdiğim öğrencilik hatıra. Tek iyi hatıra benim için gerisi bom bok zaten.

    Sen benim bahar yazılarımı okumadım galiba :) her sene yazardım bu yıl yazmadım. Saçma sapan bir nedenle hem de :)

    Ayrıca bir roman karakterinden bahsetmen de güzeldi. Yaşamımızdan kesitler işe birleşen romanlar güzel çok güzel. O dönemin romanları çok sıcak ve yaşamın içinden sanki.

    Neyse gece vakti çok yazdım. Gece 00.00 sonrası yazdıklarımdan mesul değilim ona göre :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa,
      Güzel yorumun için teşekkür ederim. Arada sırada yaşamın içinden birşeylerden bahsetmek güzel oluyor, iyi geliyor.

      Ve senin yaşama dair yazılarınıda hatırlıyorum. Unutmak ne memkün ^^ Böyle yazıları okumayı seviyorum. Bu pazar yazısında pek detay verdiğim söylenemez. Geçtiğimiz günlerde çok daha fazla duyğu yüklü yazdık ve okuduk. O günler güzel günlerdi...

      Kürk Mantolu Madonna gibi güzel romanlar ise, insan üzerinde bambaşka bir tat, bambaşka bir heyecan bırakıyor...

      Sil
  4. çok sıcak yada çok soğuklar da hiç bana göre değil ilk bahar yada son bahar olmalı hep sanki ama yağmur fikrine sonuna kadar katılıyorum :) sadece şu pazar günlerini sevemedim gitti yaa halbuki tatil günü halbuki aile günü ama çok sıkıcı çok bunaltıcı geliyor bana da.. çok yapılacak şey olan ama hiç birşey yapmak istemediğim gün :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam birdefnemasali, bende ilkbahar ve yazı sevmiyorum. Benim mevsimim sonbahar ve kış :) Yağmur konusunda hemfikir olduğumuza sevindim :) Ayrıca pazar günü hakkında da hemfikiriz, bende pazar gününü asla sevmiyorum. Bunu zaten pazar yazısı serisinin ilk yazısında dilegetirmiştim. Pazar Yazısı #01'i okuyabilirsin. Kategoriler bölümünden Pazar Yazıları kategorisini seçerek geçmişe doğru gitmeni isterim. Güzel yazılar göreceksin.

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.