Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

15 Haziran 2016 Çarşamba

Tarifsiz Bir Acı

Evet biliyorum. Dünyada türlü türlü acılar var. Tatmadığımız, bilmediğimiz birçok acı var. Ve bu yüzden herşeyden önce halimize şükür etmeliyiz. Ama yinede bazı durumlarda insan biraz üzülüyor, kara kara düşünüyor... Şu sıralar hayatımda ALLAH'a şükürler olsun, çok büyük acılarım yok ama, her okurun başına gelebilecek acılardan birini yaşamaya başladım. 

Aslında bu konuya hiç girmeyecektim blogcan. Ama, gerçekten artan olaylar beni üzmeye başladı. Hatta senden önce twitter'da bu acımdan bahsetmiştim. İşte; #acılıtweet1 #acılıtweet2 . Hani bazen "ayak serçe parmağını sehpaya çarpmak" yada "kanepeye uzanınca tv kumandasının diğer kanepede olduğunu fark etmek" gibi küçük acılar yaşarsınya, işte ben onlardan daha büyük bir acı yaşadım blogcan. Severek, büyük bir bağımlılıkla okuduğum kitabın, aslında uzunca bir kitap serisinin bir parçası olduğunu öğrendim. Aslında kimine göre buna sevinmem gerekebilir. Sonuçta severek okuduğum kitap aslında bitmemiş demek oluyor. Fakat, o serinin diğer kitaplarını ya bulamazsam ? İşte bu soruyu kendime sordukça, içim içimi yiyor. O seriyi tamamlayamazsam ciddi anlamda acılar çekiyorum. Kıvılcım çıkartana kadar kafamı duvarlara vurup sürtesim geliyor. Sanırım kitapların faydalarından ziyade yan etkileride olabiliyor. Zor durumdayım.

Aslında hikâyenin başlangıcı çok eski günlere dayanıyor blogcan. Yaklaşık bir buçuk yıl kadar önceydi. Bir gün bir arkadaşım ile buluşmuş, bir kafede oturup sohbet ederek eski günleri yâd etmiştik. O gün akşam üzeri eve giderken, cadde üzerinde görmüş olduğum bir kitapçıdan birkaç kitap almak istemiştim. (Hay almaz olaydım. Alacak başka kitapmı yoktu ?) Kitaplara göz gezdirirken birden Tess Gerritsen'in Siliniş adlı kitabı dikkatimi çekmişti. Tess Gerritsen'i ilk defa tanıyordum ve ilk defa kitabını okuyacaktım. O gün Tess Gerritsen'den Siliniş ve Gölgesizlerin Tutkulu Dansı diye iki tane kitabını almıştım. Siliniş adlı kitabı okuduktan sonra çok ama çok sevmiştim. Bu sevginin acıya dönüşeceğini nereden bilebilirdim ? /* şimdi düşündümde blogcan... Gölgesizlerin tutkulu dansı'da sonunu getilemediğim bir kitapdı. Bu kitabıda şuradaki yazıya eklemem gerekirdi. Unutmuşum... Şuradaki yazıdan bahsediyorum ---> Sonunu Getiremediğim Kitaplar */ 

Siliniş'i okuyup bitirdikten sonra; aslında bu kitabın, 11 kitaptan oluşan Rizolli & Isles Serisinin 5. kitabı olduğunu öğrenmiştim. İlk defa yaşamış olduğum, bu tarifsiz acıyı kelimelerle anlatmam mümkün değil. O gün, yazarların biz değerli okurlar ile dalga geçtiklerini düşünmüştüm. Oysaki durum hiçte öyle değil. ( bardakta duran sütümün soğuduğunu fark ederek sütten bir yudum aldım...) Daha sonra öğrendim ki, birde bu kitap serisinden yola çıkarak Rizolli & Isles adında 7 sezona ulaşan bir dizi yapmışlar. (Haydaaa!) Tabii ben iyice şoka girdim. Sevdiğim kitabın bir seri olması neyse de, kalbim bu ikinci darbeyi kaldıramadı... Ne kadar geç kalmış olduğumu, dizi 7. sezona geldiğindemi fark ediyordum ? İnsan kitabın sonuna "Devamı Gelecek" yazmaz mı yahu ? Yada kitabın başına, "bu kitap şu kitabın devamıdır" demez mi ? (Birgün kitap yazarsam ve bir seri yapmayı düşünürsem ben aynen bu şekilde yapacağım.) Bir buçuk yıl önce yaşamış olduğum bu olay, aslında başıma geleceklerin başlangıcıydı. 

Aradan uzunca zaman geçmişti. Ben, ne Rizolli serisini tamamlayabilmiştim nede yeni bir Tess Gerritsen kitabı okuyabilmiştim. Bu acım hâlâ taze iken birgün bir blog çekilişi sonusu 3 yeni kitap kazanmıştım. Şuradaki yazımdan bahsediyorum ---> Yağmurun Dünyasından Gelen Hediye Kitaplarım . Bu kitapların içerinden yer alan "Şahane Hatalar - Talih Kuşu" adlı kitap, Şahane Hatalar adlı bir seriye aitmiş. Ne bileyim. Bu ikinci kitap vakasından sonra, bu kitap serisinin kaç kitaptan oluştuğunu hiç araştırmadım. Acı çekmek istemiyordum. Eğdim önüme başımı razı geldim hakkıma .

Şuan zamanı tam olarak hatırlayamasamda, bir gün yine D&R mağazasında gezinirken Perinin Sarkacı adından bir kitap görmüştüm. Direk alıp okumuştum. Aradan birazcık zaman geçmedi, Ben Mila adından yazarın yazmış olduğu bu kitabında öncesinde ve sonrasında kitaplar varmış. Artık bunalmış vaziyetteydim. O kitabın tek bir kitap olduğu yalanına kendimi inandırmaya çalışarak başka kitaplara yönelmiştim... O kitapta kitaplığımda, boynu bükükler köşesinde öylece bekliyor.

Birazcık yakın geçmişe bakalım blogcan. Bir buçuk yıl öncesinden yaşadıklarım bu kadardı. Şimdi ise, bu yıl içerisinde olan, aylar önce yaşamış olduğum olayı anlatayım. Arkadaşım abdullah ile sahafcılar çarşına uğraşımtık. Zira elimdeki kitap stoğum tükenmek üzereydi. Oradan Deli Dolu Bir Yaz adında bir kitap aldım. Okuduktan sonra kitap hakkında şurada ahkâm kesmiştim ---> Deli Dolu Bir Yaz kitap yorumum . O kitapda Destiny Serisi'ne aitmiş... Artık bu olanlar beni şaşırtmıyordu. Sürekli kitaplar tarafından dışlanıyordum. Hangi kitaba elimi atsam, arkası kesilmiyor. Ne kadar güzel bir durum olsada, ben hâlâ hiçbir kitap serisini tamamlayamadım. 

Son olarak yaklaşık bir ay önce yaşamış olduğum kitap vakasından bahsedeceğim. Bu kez arkadaşın Yakup Efe ile D&R mağazasındayız. Yine bir kitap alışverişi. Orada Sylvıa Day'dan "Sende Kendimi Buldum" adında bir kitap gördüm. Tam kasaya yöneliyorken, kitabın arka kapağında yer alan bir yazı sonucu "Sana Soyundum" adlı kitabın devamı olduğunu öğrendim. Bu kez daha önceki kitap alışverişlerime nazaran biraz daha şanslı durumdaydım. Hemen raflarda arama yaparak "Sana Soyundum" adlı kitabıda aldım. Eve gittiğim zaman, internette kitaplar hakkında birazcık araştırma yapınca bu kitaplarında bir serinin parçası olduğunu öğrendim... Meğer almam gereken bir kitap daha varmış.

Sonuç olarak tamamlamayı bekleyen 4 seri, ve almam gereken onlarca kitap var... Benim gibi takıntıları olan bir kişi için kitap alışverişi yapmak büyük bir risk taşıyor. 

Bu yazıyı yazarken acılardan ve acıların küçüklüğünden büyüklüğünden bahsederken birden aklıma Yazar Bedia Ceylan'ın "Acılarınızı Küçümsüyorum" adlı TEDx konuşması geldi. İşte şu konuşma ---> Acılarınızı Küçümsüyorum . /* Oradaki konuşmanın ne benim ile nede bu yazı ile hiçbir alakası yoktur. Sadece bu yazıda küçük acılardan bahsederken aklıma, "acılarınızı küçümsüyorum" adlı konuşma geldi. Hepsi bu. */

Bu yazıyı ne zaman yayınlarım hiç bilmiyorum ama, yazının bir kenarına saati ve tarihi iliştirmek istiyorum blogcan. 23.5.2016 / 22.15 

6 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Haklısın Naz ☺ Buda böyle bir acı ☺

      Sil
  2. Güzeldi. Her acı böyle olsa... Bu devam kitapları kültür sömürüsü adeta her yerden sömürüyorlar bizi Mustafa. Fakat şu da bir gerçek ki kitapların dünyasına girince insan çıkamıyor. Bir de şu kumanda örneğine bilgisayarın "mause" örneğini de verebiliriz. Tam kanepeye yayılıp bilgisayarı kucağıma alıyorum bir bakıyrum "fare" masada :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa. Evet, buda böyle bir acı işte. "ALLAH başka acılar yaşatmasın" demek en iyisi. Gerçektende kitapların dünyasına girince çıkamıyor insan. Bu bir gerçek. Ve belkide bu nedenle bu tür acılar yaşıyorum. Ama nihayet Sylvıa Day'ın Crossfire kitap serisini tamamladım. Üç kitabıda aldım :D Sıra diğer kitaplara geldi. O müthiş seriyede bir an önce başlamak istiyorum sebebi ise şu video Sylvia Day - Crossfire Serisi Bu tür kitapları nedense sevmeye başladım. Bu türde okuduğum bir diğer kitapta Deli Dolu Bir Yaz adlı kitaptı. Bu arada; mause'un masada kaldığını farketmekte yaşadığım acılardan birisi. Bunu hatırlatman iyi oldu :) Bunu bir kaç defa bende yaşamıştım Mustafa :) Sahiden çok acı oluyor.

      Sil
  3. İade-i ziyarete geldim, yazınızı okudum. Hiç seri bitirmemiş olmanın acısını yaşıyorum galiba bende. Tek acımız bu olsun be mi demeliyim yoksa kendimde bu eksikliği hissetmeliyim ? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. henüz bende bir seri bitirebilmiş değilim zaten :) o nedenle eksiklik hissetme bence :)

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.