Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

21 Haziran 2016 Salı

The End

Eski günler bir daha gelirmi bilmiyorum. Eski günlere tekrar dönsem bile o müthiş kadroyu tekrar bulabilir miyim, bunuda bilmiyorum. (Aslında bulamayacağımı çok iyi biliyorum...) Neyse, yaşadıklarımın bitmesine üzülüyorum blogcan. Evimize, yaşadığımız yere 1 yada 1buçuk saat mesafede olan bu tenha yerde arkadaşlar ile kalmak, günler geçirmek güzeldi. Ve güzel olduğu kadar değişiktide...

Mustafa Alnıak
(Bu harika fotoğrafı çeken, Halis'e çok teşekkür ediyorum. Sahiden güzel bir kare)
Kapı girişinde ankesörlü telefon önünde yapılan muhabbetler nede güzelmiş öyle. Şöyle bir eski günlere bakıyorumda, hiçbirşeyi kafaya takmadan çok keyifli günler geçirmişim be. Belki üzüldüğüm yada acı çektiğim günlerde olmuş olabilir ama genel olarak geçmişe baktığımda, özleyeceğim günler görüyorum blogcan. Sanırım ben şimdiden özledim o günleri. Fotograf arşivimden "sürgü'n" adlı klasörü açtığımda, karşıma onlarca fotoğraf ve video çıktı. İçlerinden en çok ilgimi çekenlerde bunlar işte. Amaçsız yere o ankesörlü telefon ile neden uğraşmışım acaba, bilemiyorum. Ama o anki muhabbeti, bu kareye baktığım zaman çok net hatırlıyorum blogcan. Güzel bir akşamdı...

Mustafa Alnıak - Masa Tenisi

Akşamları olduğu kadar gün ortalarıda oldukça keyifliydi aslında. "Sürgü'nden önce en son ne zaman masa tenisi oynamıştım acaba" diye düşünmüştüm bu fotoğrafa bakarken. Sanırım lise dönemimdeyken arada sırada oynardım masa tenisi. Arkadaşlar ile sürgü'n yıllarımda'da oynadığım olmuştur işte...

Neyse canım, boşver tenisi falan blogcan. Şu fotoğraf karesine baktığım zaman, aklıma tenisten ziyade yine sohbet/muhabbet geliyor. Yudum yudum muhabbet... O mekânda saatlerce akşamları yada gündüzleri güzel muhabbetler ettik ve birşeyler içtik. Herşeye rağmen güzel günlerdi be. 


Halis And Me
Arada sırada canımız sıkılırdı ve uzaklaşmak isterdik. Dağlara taşlara çıktığımız bile olurdu. Bu fotoğrafda'da arkadaşım Halis ile kar kış demeden bir dağa çıkalım dedik. Amaçsız bir şekilde şu dağa çıkalım hadi dedik. Normalde sürgü'nde dolaşırken yada bir bankta oturup sohbet ederken karşımızda dururdu bu büyük dağ. Birgün,  "Dağın tepesinden daha çok kar var sanki" gibi bir düşünce geçti içimden. Daha sonrada neden gitmiyoruz ki diye düşünerek çıkalım hadi dağa dedik ve gittik. Soğuk havada biraz zor ve sıkıntılı oldu ama yinede gittik geldik. Geldiğimiz zamanda sıcak çikolata içmeyi ihmal etmedik tabii ki...


Yukarıda, stajdayken can sıkıntısından zaman geçirmek için çizmiş olduğum kuşbakışı krokiyi görüyorsun blogcan. Pekte düzgün görünmüyor ama sürgü'nde vakit geçirenler bu fotoğrafa bakınca birşeyler anlayacaktır. En azından neyin ne olduğunu fark ederler. 

Aslında sürgü'ne dair anlatacak öyle çok şey var ki blogcan... Ama ben artık sürgü'n defterini tamamen kapatmak istiyorum. Daha öncede sürgü'ne dair birkaç bir şey yazmıştım ve silmiştim. Ama bu yazının sürgü'ne dair son yazı olmasını temenni ediyorum. 

Nede olsa bitti artık...

The End 

4 yorum:

  1. Güzel bir yayındı Mustafa. "Sürgün"ün bitmesi iyi olmuş. Fotoğraflar tam "bitirim"di yani :) Kroki ise fevkalade idi. Artık böyle yayınlar isteriz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mustafa. Güzel yorumun için teşekkür ederim. Bu yayını beğendiğine sevindim ^_^

      Sil
  2. Bu güzel serüven bitti demek. İnşallah hayırlısı ile diğer serüvenler başlar. O serüvenin hikayelerini okuruz artık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inşaALLAH Emre, benimde tek isteğim o vallaha. Hayırlısı ile yeni bir serüven daha başlasa bi :)

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.