Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

3 Temmuz 2016 Pazar

Pazar Yazısı #36

Yoğun ve sıkıcı geçen günler, buralara uğramamı engelliyor blogcan. Hayatın yoğun olmasını anlarım, kabul ederimde, sıkıcı olması nedir be. Sıkıcı işte. Hem zaten çoğu zaman sıkıcı oluyor benim hayatım. İstisnalar hariç demeyi çok isterdim fakat ortada istisnada yok.

Neyse.

Stajımın üç haftası kazasız belasız bitti. Şimdi bir hafta bayram tatili var. Bayramdan sonra ise üç hafta daha var. Yani stajın yarısı bitmiş durumda. Ben zaten her şeye, son zamanlarında alışıyorum. Stajda öyle olacak, eminim. Daha önceki stajlarımda'da öyle olmuştu. Stajın son haftası, ben staja alışmıştım... Geçtiğimiz yıllarda iki ayrı staj yaptığım kurumda, bu kez üçüncü stajımı yapıyorum. Daha kaç kere daha staj yapmam gerekecek acaba. Bilemiyorum. Artık bir anlam ifade etmiyor benim için staj. Yapılan işler zaten hep aynı şeyler. Ama yinede, her şeye rağmen öyle bir işim olmasını isterdim. Neyse, bu parağraf çok garip yerlere gidiyor.

Artık eskisi gibi, anlatacak şeyler bulamıyorum blogcan. Şu iki parağrafa bakıyorum'da, hiç okunacak bir tarafı yok. Sinir bozucu. Noluyor böyle çözemiyorum. Eskiden dolu dolu geçerdi, bol bol yazardım, bol bol anlatırdım bir şeyler. Güzel olurdu. Şu sıralar o his yok bende... Yakında tekrar o günlere dönmek istiyorum. Bolca okuyup bolca yazdığım o günlere dönmek istiyorum. Hayatım, o günler bir başka güzel oluyordu. Adeta yaşama sevinci ile doluyordu içim. Açıp açıp tekrar okuyordum onları. Şu sıralar onları okumaya bile fırsatım olmuyor. Üstelik tatilde olmama rağmen.

Hayatıma bir insan girdi. Ve bir çırpıda geri gitti. Haklı sebepleri olabilir tabii ki, gitmek için. Ona söyleyecek bir sözüm yok. Garip günlerdi sadece. Güzel sohbetlerdi. Bunu'da özlerim ben, biliyorum kendimi. Özlemlerim çoktur benim. Bazen bir fincan kahveye, bazen hafif hafif yağan kar altında yürümeye, bazende güzel sohbetlere. Bu liste uzayıp gider. Dediğim gibi, özlemlerim çoktur benim. Sanırım özlemlerime bir yenisi daha eklendi ama elden ne gelir ki ?

Kış mevsimine olan özlemim'den bahsediyordum. Evet, çoğu zamanda kış mevsimini özlüyorum zaten. Kahretsin, yinemi aynı şeyleri anlatıp duracağım. Sevmiyorum işte şu sıcak yaz günlerini. Sineklerle mücadele etmek istemiyorum, yağmuru izlemek istiyorum. Geceleri terlemek istemiyorum. Üşüyüp, çay kahve içmek istiyorum. İstediğim öyle çok şey var ki ! Bütün bunlar için kış mevsimini beklemem gerekiyor.

Hayat beni istemediğim şeylere zorluyor. Aslında bunlara ben sebep oluyorum orası farklı bir olay tabii ki ama, böyle olması gerekmezdi. Tek çözüm bu değil. Daha farklı çözümler bulunabilirdi bu sorunu çözmek için. Ama dedimya; hayat beni istemediğim şeylere zorluyor, gitmek istemediğim yerlere gitmek zorunda kalıyorum. Gitmekte istemiyorum zaten. Ne olursa olsun diyesim geliyor. Her tarafı ayrı bir dert be. Nasıl bir çıkmaz böyle. /* Bu parağraf ile ilgili tweet ---> #tweet */

Bu yazıyı yazarken farklı farklı ritimler'de müzikler dinledim. Sanırım o nedenle yazıda inişli çıkışlı olmuş olabilir. Bu pazar yazımı'da sonlandırırken, bu yazıyı yazarken dinlediğim müzikleri'de yazı atına eklemek istiyorum. Belki sende dinlersin blogcan.

Kevin Macleod - Sovereign
Kevin Macleod - Daybreak
Franz Schubert - Piano Trio No 2
Franz Schubert - Serenade
Franz Schubert - Ave Maria
Beethoven - A Melody Of Tears

Diğer pazar yazıları: http://goo.gl/OAggvn

10 yorum:

  1. Okuyucu yorumları önemlidir. Buralara daha sık gelsen olur mu ? Seni okumak farklı bir boyuta geçiriyor. Pazartesi yazıları da yaz mesela.
    Müziklere tek tek bakacağım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Sayın Anonim.

      Yorumunuz için teşekkür ederim. İnanın vakit bulamadığım için gelemiyorum. Yoksa gerçekten anlatacak çok fazla şeylerim var. Uygun bir zamanda, uzunca ve içime sinecek bir şekilde yazmak istediklerim var. Fırsat buldukça yazmaya çalışıyorum.

      Evet, haklısınız. Okuyucu yorumları, benimde çok önem verdiğim birşey. Yorumlarınızı eksik etmeyiniz.

      Müziklerin her birini dikkatlice dinlemenizi öneririm. Zira, kendileri çok ama çok güzeller...

      Sil
  2. Hayat beni uzun süre istemediğim şeyler zorladı. Görmezden geldim. Yaşadım. Ve son yıl savaştırdı. Megersem beni asıl şeye hazır ediyormuş. Eninde sonunda ama o çok sevdiğim çayı içtim:)

    Bende birini seviyorum lakin kalbinin köşesinde hangi kuytu yarası gizli bilmiyorum. O da karşılık versede. Şimdidn itibaren bazı şeyleri ona ve zamana bıraktım. Yıllar geçtikçe en çok özlemler birikiyor. Anılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam le yan.

      Haklısın. Herşeye rağmen hayatı acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle yaşamak gerek. Hem zaten buna mecburuz. Ve sonunda sevdiğin çayı içtiğine sevindim 😀

      Hayat garip le yan. Ne zaman ne olacağını kimse bilemez. Belkide bazı şeyleri zamana bırakmak en iyisidir...

      Sil
  3. Tweetlerde de hep bir isyan var :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Naz.
      Evet, bu konuda hep isyankar oluyorum nedense 😌😀😃

      Sil
  4. Bence artık farklı kitaplar okumalısın Mustafa. Yeni düşünceler ve yeni fikirler ile bir adım ileriye gitmelisin. Yani şu anda yaşamındaki bir bölümü geçmiş ve yeni bir döneme doğru gidiyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa.

      Okuyabildiğim çok fazla tür yok benim. Ne yazıkki en çok roman okuyorum ben. Henüz bir saat önce yeni bir romana başladım. Ondan öncede, dün geceden kalma bir filmimi bitirdim. Neyse. Roman dışında okuyabildiğim pek bir şey yok. Bir ara felsefeye yönelmiştim. O günden bu yana yeni bir adım atamadım. Yaşamımda yeni bir dönem başlıyor. Bunu bende sezebiliyorum. Düşünceleri fiile dökmek bazen zor oluyor 😞

      Sil
    2. Seni bu romanlar mahvetti Mustafa.

      Sil
    3. Bir an düşündümde, sanırım haklısın Mustafa. Mantıklı. Okuduklarım beni etkiliyor.

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.