Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

7 Ekim 2016 Cuma

Korkuyorum Olric


Korkuyorum Olric. Kendimi ele vermekten korkuyorum. Majesteleri bana güvenebilirler. Ne zamandan beri majeste olduk Olric ? Geçen gün konuşmuştuk efendimiz. Yeni bir krallığın hüküm sürmeye başladığından söz etmiştik. Demek yeni saltanatımız başlıyor. Öyle oluyor efendimiz. İçimi bir soğukluk kapladı Olric. Uzaktaki ülkemin, buzlar ülkesinin bir özlemi olacak bu. Bu sahte sıcaktık beni hiç ısıtmadı; şimdi anlıyorum bunu. Sıcak ülkelerin, insanın beynini uyuşturan büyüsüne kapıldım bir süre. Şimdi bu yatak, bana ülkemin bütün buzlarından daha soğuk geliyor. Bu kocaman yatakta kaybolacağımı sanıyorum. Bana bu bilinmeyen ülkeye gelmek üzere yola çıkmadan önce söylemişlerdi Olric; bizim ülkemizin az görünen güneşini arayacağımı söylemişlerdi. Çok geç kalmadan birşeyler yapmalıyız. Kraliçe geliyor efendimiz, biraz kendinizi toplasanız. Beni bırakmayacaksın değilmi Olric ? Sizi ne zaman yalnız bıraktım efendimiz ? Perdeleri kapadı, bu Turgut'un göreviydi. Işık yanarken pencereye ancak erkek yanaşabilir yatak odasında. Buradaki adetlere bir türlü alışamadım Olric. Bana öyle geliyor ki bizim soğuk ülkemizde, insanlar arasında, bu kadar sık ortaya çıkmasada, bu kadar çok sözü edilmesede, bu kadar yerli yersiz bahsedilmese de, daha başka türlü, daha başka anlamı olan bir sıcaklık vardır.

Yatağın yanında kımıldamadan duruyordu. Soyunmadan, öyle hareketsiz bekliyordu. Nermin yaklaştı, kravatını çözdü. Kötü bir başlangıç. Bana dokunulmasını istemiyorum Olric. Sinirlisiniz efendimiz. Yapamıyorum artık Olric. Ben kral rolüne daha fazla devam edemeyeceğim. Bu elbiseler beni sıkıyor, soyunmakta istemiyorum. Düşünce elbiselerinizi mi istiyorsunuz ? Yamansın Olric. Hiçbir şey belli etmezsin. Duymamış gibi yaparsın. Çok yükseklerde olabilirdin. Ben yerimi seviyorum efendimiz. Yerimi biliyorum. Beni kraliçeye taktim etmediğiniz için size hiç gücendim mi ? Bir türlü fırsat olmadı Olric. Münasebetsizliğimin bende farkındayım. İstersen bu gece... "Soyunmayacak mısın daha ? Yarın erken kalkmayı düşünüyordun" İyi bir düşünce bu. Erken uyumalıyım. İsteksiz bir hareketle elini gömleğine götürdü. Nermin vücudunu kapatmaktan çok açık bırakmak için yapılmış bir gecelik giyinmişti. Bu gece ayrılık gecesi. Başka ne giyebilirdi ? Ne garip. Beni soyunurken görmesini istemiyorum bu gece. Garip bir utangaçlık içindeyim Olric. Buzlar ülkesindeyken de öyle olduğunu söylerlerdi. Soyunurken kimseyi yanınıza yaklaştırmazmışsınız. Annenizden bile utanırmışsınız soyunurken. Ne garip; ben bütün bu huylarımdan vazgeçtiğimi sanıyordum. Kaybettiğim bütün eski alışkanlıklarımın beni sardığını hissediyorum şimdi. Özlemden mi dersin ? Bilemeyeceğim efendimiz. Ben sizin kadar okumuş değilim. Daha çok, kendimi yetiştirmiş sayılırım. Kravatını asmak için gardrobun kapağını açtı ve artık yatağa girmiş olan Nermin'le arasında yer alan kapağın gerisinde soyundu. Kapağı kapattı, birden onu seyreden Nermin'in gözleri ile karşılaştı. Boşuna telaş ediyorum. Her zamanki gibi davranıyor aslında. Beni seyretmekten hoşlandığını bu gecemi öğreniyorum ? Fakat yatağa yaklaşınca gene cesareti kırıldı, kapıya doğru yürüdü: "Bir kitap alıp geliyorum," dedi.

Önce mutfağa gitti; buzdolabını açıp, yiyeceklerin karşısında durdu bir süre. Burada güzel günler geçirdiğimizi inkar edemezsin Olric. Burada yaşamanın rahat bir yanı olduğunu sende biliyorsun. Belki bu arada seni çok ihmal ettiğim olmuştur. Fakat, her zaman varlığını hissettiğimde bir gerçektir. Seni hiçbir zaman yanımdan ayırmadım. Bana bunları açıklamak zorunda değilsiniz efendimiz. Üzerinize titrediğimi belli etmeden her zaman yardımcı olmaya çalıştım size. Birlikte daha güzel günler göreceğiz Olric. Şimdiden uzak ülkemin kokularını duyar gibiyim. Buzdolabı açık kaldı; ondan olacak efendimiz. Bu iyiye işaret Olric; güler yüzlülüğünü kaybetmemişsin. Gerçek neşeyi unutmamışsın. Benim gibi, başkalarına hırslanarak neşelenmek gibi aldatıcı bir eğlenceye kaptırmamışsın kendini. Kendini koruduğuna sevindim. Üşümeye başladığını hissetti. Buzdolabını kapadı. Canı bir şey yemek istemiyordu. Mutfaktan çıktı.

Başka duvarların arasında mı kapayacağım kendimi dersin Olric ? Efendimiz daima en iyi olanı bilirler. Benimle karımmışsın gibi konuşma Olric. Senden bana güven vermeni istemiyorum. Gözünü kapadı; kitaplığından bir kitap çekti. 

Dönüşte çocukların odasına uğramak gibi bir soğukluk yapsam mı Olric ? Herşeyi yapabilirsiniz efendimiz. Artık işimiz soğukluk yapmak değil mi ? Evet Olric. Buna mecburuz. Bu kargaşalıkta, çocukların yeri ayrı olsa gerek efendimiz. Onların, büyüyünceye kadar gece üstleri örtülmeli, terleyen alınları silinmeli; onlara bu fırsat verilmeli bana kalırsa efendimiz. Peki Olric. Bu gece senin gecen. Bu gece isteklerin yerine getirilecek. Her zaman böyle hareket edeceğim anlamına gelmez bu biliyorsun. Ben yerimi bilirim efendimiz.

Yatağa girdi, konuşmadan kitabı açtı, okumaya çalıştı. Biraz sonra, karısının yumuşak kolunu, boynunda hissetti. Döndü, ona sarıldı.

O gece Turgut karısıyla, bütün geçmiş alışkanlıklarını, bütün birlikte geçen yaşamlarının verdiği alışkanlıkları kullanarak sevişti. Ona artık verebileceğim hiç bir şey kalmamış Olric. Alışkanlıklarımdan başka verebileceğim hiç bir şey kalmamış. O ise, bütün bu uzun sevişmeyi, onu şimdiden özlemeye başlamam gibi bir duyguyla açıklıyor. Oysa Olric, içimde özlemini duyduğum uzak ülkemin soğukluğu, beni başarısızlığa uğratabilirdi. Nermin için yeni bir durum; üzerinden fazla durmamıştır. Belki biraz hissetmiştir. Bu son savaşımız olacak Olric. Sonu nasıl gelirse gelsin, yorgun ordumuz son savaşını veriyor. Askerler, yorgun ve isteksiz. Zafer yada yenilgi onlar için aynı anlama geliyor artık. Artık savaşmak istemiyorlar. 

Bittiği zaman Nermin, başarılı bir kumandan gibi gülümsüyordu. Turgut, onu son defa öperek yavaşça arkasını döndü. Artık sarılarak yatamam Olric. Yüzükoyun yatarak ellerini çarşafa bastırdı. Eşyalarımızı hazırla Olric, gidiyoruz. 

Uzun süreden beri ilk defa o gece rüya görmeden aralıksız uyudu. Belkide uyandığı zaman gördüğü rüyaları hatırlamadı, hatırlamak istemedi. Belkide ilk defa, uyandığı zaman, kafasında tek düşünce olmasını istedi. Tek bir amaçla uyanmak istedi ilk defa; kalkmak ve yola çıkmak.

Oğuz Atay'ın efsane kitabı olan Tutunamayanlar'ın  561-565 sayfaları arasındaki güzel parçayı paylaşmak istedim blogcan... Tutunamayanları okumuş olanlar, Turgut Özben'in kendi iç sesi ile yani kendi içinde yaratmış olduğu arkadaşı Olric ile olan sohbetlerini bilirler... İşte, Tutunamayanlar'daki, Turgut ile iç sesi Olric'in konuşmalarından bir kesit...

Ayrıca Tutunamayanlar kitap yorumunu için şuraya bakabilirsin: Tutunamayanlar kitap yorumu.

2 yorum:

  1. Güzel bir alıntı Mustafa. Kayıt da harika... Yazarlar, bu dünyadan hatta bu evrenden değiller ya da bilinçleri gelmiş geçmiş gelecek ne kadar bilinç varsa hepsi ile bağlantılı olsa gerek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa. Bu paylaşım Tutunamayanlar'a olan ilgini biraz artırmıştır umarım. Çünkü gerçekten çok güzel bir kitap. Ben çok ama çok seviyorum bu kitabı. Bu nedenle kitap tavsiyelerimin en başında Tutunamayanlar gelmekte. Seninde en kısa zamanda okumanı isterim Mustafa. Ve bu yazarlar gerçektende aklımın almadığı derecede harikalar. Yazarlar ile ilgili olarak, daha öncede kullanmış olduğum bir alıntıyı yazmak istiyorum tekrar.


      ...Sizin gibi yazabilmeyi çok isterdim. Bence siz yazarların kafası doğuştan güzel, yani... yazdığınız herşeyi yaşamadığınıza göre...
      - İncir Reçeli

      Sil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.