Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

6 Kasım 2016 Pazar

Pazar Yazısı #54

Aptallaştım iyice blogcan... Pazar Yazısını yazmayı unutacak kadar aptallaştım... Pazar Yazısını yazmayı unuttuğumu fark ettiğim sıralar, saat 23.05'i gösteriyordu. Bir saat sonra, takvimler günlerden Pazarı gösterecekti. Bilirsin blogcan, ben Pazar Yazılarımı, pazar gününü yaşamadan yazarım. Cumartesi'yi pazar'a bağlayan gece yayında olur Pazar Yazım. Bu nasıl pazar yazısı diyecek olursan, bende bilmiyorum işte. Bende böyle bir deliyim. Pazar günü başlamadan hazır olur benim Pazar Yazım. 

Neyse işte. 

Hayattan tat alamamak nedir ki. Çok yakın olduk artık onunla. Bu duyguyla... O da aptallaştırıyor bazen biliyormusun... Pas, pos, pus...

Bugün yürüyüş'ün güzelliğinden söz etmek istiyorum blogcan. Yürüyüş yapmak; belki bacağı, ciğeri, dalağı ağrıtsada ruhu rahatlatır. Gerçekten bak. Yavaş yavaş yarım saat kadar yürüyüş yapmayı deneyin. Ya sabahın ilk ışıkları ile, yada günün son ışıkları ile. Nasıl olsa bugün kursa gideceğim, giderken zaten yürümüş olacağım demek çok yanlış birşey. Bunu bugün keşfettim. Amaç a noktasından b noktasına gitmek olduğu zaman o yürüyüş olmuyor sanırsam. Amaçsız yürümenin tadı başka be. 

Sabahları kalkmakta resmen ölüm. Gözünü açtığın zaman birden ani bir hamle ile doğrulmadığın sürece, o sıcacık yataktan kalkamıyor insan. Ne zaman bi beş dakika daha dediysem, saati geçirdim hep. Bazen uyanamıyor işte insan. Sende de oluyormu bilmiyorum ama blogcan, bazı anlar genelde gece 2.30 dan sonra uyanıyorum. Boğazımda tarifsiz bir kuruluk. Sanki asırlardır su içmiyormuşum gibi. İşte öyle gecelerde içilen bir kaç bardak buz gibi su, beni dünyanın en mutlu insanı yapıyor. Yarı uyanıkken, gözlerim kısık bir şekilde suyun yolunu bulmamda takdire şayan. 

O aptallık ile bazen, belkide hayatımın en önemli kararlarından birini vermem gerekebiliyor... Bu karar bütün gecemi ve uykumun geri kalanını etkileyecek türden... Senaryo şöyle; boğazımda ki aynı kuruluk ile uyanıyorum. Su içmem gerek. Fakat durum bu kez biraz farklı. Aynı zamanda tuvalet'e de gitmem gerek. Acaba önce hangisine gitsem ! Suyu öncemi içmeliyim, yoksa sonramı ? Sonra içersem gecenin ilerleyen saatlerinde tekrar yatağımdan kalkmam gerekirmi ? Ben bunun kararını nasıl vereceğim neye göre vereceğim. Sonrasını benden pek bilmiyorum. Sonrası değişken işte.

Şimdi ben bunları neden anlattım sana ? Bir sebebi varmı ? Yok. Peki sen neden okudun bu yazıyı ? Bir sebebi varmı ? O da yok. Vakit geçirmek için olsa gerek. Benim burada garip şeyler yazdığımı, sürekli okuyanlar bilir. 

Hem zaten, burası oldukça kişisel blog. #Haksızmıyım? 

Diğer Pazar Yazılarım: http://goo.gl/OAggvn

2 yorum:

  1. Tam da susadığın saat sularında okudum yazını. O soğuk suyun etkisi hele ki yazın mükemmel bir his veriyor. Neyse ben bir su içeyim de yatayım :)

    YanıtlaSil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.