Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

20 Kasım 2016 Pazar

Pazar Yazısı #56

Bu garip tempo beni yoruyor blogcan. Son bir iki saattir bu pazar yazısını yazabilecek miyim diye düşünüyordum. Çünkü bir türlü bir şeyler yazamıyordum. Bu ekrana öylece bakıp duruyordum. Klavyedeki tek bir tuşa bile dokunamadan duruyordum öylece... Aslında niyetim; bu sayfaya Schubert - Serenade'ı gömüp gitmekti. Embed kodu hazır olarak bekliyor hafızada. Tek bir ctrl + v tuşuna bakar... Fakat bu notaları dinledikçe kendiliğinden döküldü kelimeler. Ama fazlada umutlanmamak gerek blogcan... Belki yazma hevesim kaçar, ve gömer giderim... Kahretsin, neden hep her işimi son dakikalara bırakırım ki. 

(Sonlanan müziği başa aldıktan sonra...)

Bu hafta vize haftasıydı blogcan. Vize haftasını atlattım. Bana soracak olursan, kısmen iyi geçti diyebilirim. Girdiğim sınavlardan geçer not alırım galiba diye düşünüyorum. Ama hiç belli ol... 


(Yaklaşık bir saat sonra)

Mutluluk terapiler adlı kitaptan güzel kareler gördüm bir kaç gün önce. Kitapta güzel şeylerden güzel yöntemlerden bahsediyordu. Birazcık inceledim sadece kitabı, daha sonra okuyacağım. Özellikle kitabın ilk bölümündeki test beni çok etkilemişti. En son ne zaman pinkiğe gittiniz, en son ne zaman birine hediye aldığın gibi 20 tane kadar soru vardı. Bu soruları kendimize soruyor ve oradaki yönteme göre cevaplayarak puanlıyorduk. Ve çıkan sonuca göre, mutluluk konusunda terapilere başlıyorduk. Kitabın geri kalanını okuma fırsatım olmadı henüz blogcan. Çünkü...

Apartmanımızda yangın çıktı.

Sebebi henüz belli değil. Bir akşam vakti saat sekiz civarı. Banyomuzdan gelen yoğun duman kokusu bizi şok etti. Banyonun havalandırma yerinden, pencereden, yani apartman boşluğundan yoğun dumanlar yükseliyor... Üstelik yangın büyüyüp bizim kata kadar ulaşmış ! Akşam vakti nereden çıktı bu yangın. Bizim dumanın farkına varmamızla evimizin kapısı çaldı. Komşumuzda fark etmiş ve neler olduğunu bize soruyor. Biz nereden bilelim yahu ! Yarısı düğmelenmiş gömlek ve topuğuna basılmış ayakkabım ile evden dışarı çıktım. Komşuların dediğine göre, bizim alt kat yanıyor. Ve alt katta oturanlar evde değiller... En ilkel yönteme başvurarak apartman boşluğuna su ve yangın tüpü ile müdahale etmeye çalışıyoruz. Ama nafile. Biz su döktükçe alevlerin rengi koyu renkte olmaya başlıyor. Beyaz olan duman zamanla kapkara bir duman haline geldi ve bir de koku... Yanık kokusu... Apar topar apartmanın en alt katına garaja indik. Ama ne yazık ki, apartman boşluğuna açılan bir kapı yok ! O sırada dışarıdan gelen, "evin içi yanıyor, doğalgazı kapatın!!!" sesi ile iyice korktuk. 

Apartmanın dışında bulunan doğalgaz panosundan, doğalgazı kesip 110'u aradık. Bizim alt dairenin camından kara dumanlar yükselmeye devam ediyordu... O gün öğrendim ki ; alevler saniyeler içinde hızla büyüyor. Müdahale etmeyi denemek, zaman kaybetmekten başka birşey değilmiş. İlk fırsatta itfaiyeyi aramak en doğrusuymuş... 


Bir dakikadan kısa bir süre içinde gelen itfaiye erlerine minnet dolu gözlerle bakarker, itfaiye erlerinin sakin hareketlerini izlemeye başladım. İtfaiye eri sakin bir şekilde yangına baktıktan sonra, telsizi eline alarak "ihbar asıllı ..." demesi ile "sakın yalan söylüyoruz ulan ..." demek geçti içimden. Başka işimiz yok sizinle dalga geçmek için sizimi arayacağız ???  



İtfaiye erinin, verdiğimiz ihbarın asıllı olduğunu söylemesinden sonra, çok kısa bir süre içinde ikinci bir itfaiye aracı daha geldi kapıya... Filmlerde ve tvde görmeye alışkın olmuş olduğum sahneleri yaşıyordum şuan. Sokağın başından siren seslerini duyarken, trafiğin sıkışık olmamasını dilemek, adresin bulunabilmesini dilemek çok korkunç ve çok stresli bir süreç. Alevlerin bizim eve sıçraması an meselesi iken, beklemek hiç kolay olmuyormuş...

İtfaiye erlerinin bizim alt kattaki eve girip müdahale etmesi ile derin bir nefes almış olsakta bu korku bize fazlasıyla yetmişti. Ya bu yangın akşam sekizde değilde gece yarısı biz uykudayken olsaydı... Uykuda yangını fark edemeseydik, alevlerin büyümesi ile başımıza gelmeyen kalmazdı... Ölüm bizi teet geçmişti.

Yangının söndürülmesi ile alt kattaki eve girdik... Manzara hiç iç açıcı değil. Yangının olduğu bir kare unutulacak türden değil.


Gördüğüm bu manzaraları unutmam kolay olacakmı bilmiyorum fakat, bundan sonraki karşılaşacağım ilk yangında hiç zaman kaybetmeden 110'u arayacağım. Bir daha "belki biz söndürebiliriz" demeden, hiç zaman kaybetmeden arayacağım... 

ALLAH bir daha yaşatmasın, kaza bela vermesin demekten başka çare bulamayarak o gece uyumaya çalıştım.

Diğer Pazar Yazıları : http://goo.gl/OAggvn

9 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun. Hayatta başımıza ne geleceği hiç belli olmuyor. Rabbim belalardan, musibetlerden korusun herkesi. İnsanlar olarak da dikkatli olmakla mükellefiz. Dilerim bir daha böyle bir olay yaşamazsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar. Teşekkür ederim. Haklısınız, tv'de haberlerde gördüğümüz şeyleri, bizim başımıza gelmez sanıyorum. Uzak bir ihtimal olarak görüyoruz. Ama herşey gerçek, her an her yerde olabilecek şeyler. Dikkatli ve çevreye duyarlı yaşamak gerek.

      Sil
  2. Geçmiş olsun Mustafa. Yazıların üstleri neden çizikti anlayamadım. Pazar günüyle arası iyi olmayan ben, bu takıntımın saçma olduğunu bilerek, küçükken babamın evde olduğu gün ve bizim bundan hoşnut olmamamıza bağlıyorum ve geçeceğini de sanmıyorum. Sınavlarında başarılar dileklerimle. Sevgiler oğlum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ece abla. Teşekkür ederim abla... Yazıların üstünün çizili olmasının sebebi; paylaşıp paylaşmamak arasında uzun süre kararsız kalmamdan dolayı. Sonuç olarak yazıp, not almayı seviyorum, günlük niyetine haftalık olarak yazmayı seviyorum. Bu haftada yaşadığım bu kötü tecrübeyi yazdım. Bunu paylaşmak doğru olurmu diye çok düşündüm. Paylaşıp paylaşmamak arasında kalmıştım bende ikisinin ortası böyle olsun diye düşünürek bu şekilde paylaştım. Evet, bekli bu düşüncem saçma olabilir :) Sınav sonuçları yavaş yavaş geliyor. inşaALLAH iyi sonuçlar alırım.

      Sil
  3. Oldukca karmasik bir günmüs gecmis olsun. Telefondan girdigim icin blogunuzu takip secenegi göremedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Derya. Teşekkür ederim. Mobilden ziyaret edip bilgisayar görümüne geçmek için sayfanın en altında yer alan "Web Sürümünü Görüntüle" seçeneğine tıklayabilirsin. Yada direk şu linke tıkla ; http://www.mustafaalniak.net/?m=0 Sidebarda yer alan öğeler, mobilde görünmüyor. Sade bir tasarım böyle olmalı.

      Sil
  4. Mustafa üstü çizili yazı gibi icatlarını orijinal buluyorum. Yangın çok kötü bir şey olsa gerek. İnsanın hafızasını da yakıyor anlaşılan... Geçmiş olsun tekrar. Yangının sebebi neydi acaba? Bu arada sınavlarının iyi gitmesini temenni ediyorum Mustafa.

    Bu arada okuduğun kitabı biliyorum. İmzalı bir baskısı da bende var... Genel olarak hızlı okunacak bir kitap... Ütopik bir anlatımı var. Biraz da fantezi diyebiliriz. Realist bakış açısına sahip biri olarak kitap 6.5 puanı hak ediyor diyebilirim. Zaten yazar da sıcak kanlı ve çok cana yakın biri... Galiba samimi kişiliği yazdıklarına da yansımış...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa. Üstü çizili yazma gibi değişiklikler güzel oluyor bazen. Yangın sebebi belli değil. Fakat tahminlere göre apartman boşluğuna atılan sigara izmariti sebep oldu. inşaALLAH bu olay apartman sakinlerine ders olur... ALLAH kimseye kaza bela vermesin. Sınavlarda iyi geçti gibi ama bakalım, sonuçları bekliyorum.

      Kitap gerçekten çok güzel. Geçtiğimiz günlerde kitap yurdundan birkaç kitap alırken, başka hangi kitabı alayım diye düşündüm. Senin blogda kitaplığın bölümüne baktım ve bunu seçtim. Güzel bir tercih oldu doğrusu. Yazarı twitter' dan da takibe aldım. En kısa zamanda okuyacağım. Ve bahsettiğim o testi yapmak için sabırsızlanıyorum :)

      Sil
  5. Kardeşim, blogunda başarılar dilerim…

    YanıtlaSil

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.