Bitmedi, yazacağım daha... Yazmazsam ağlayacağım çünkü, alçakça olacak biraz... [Turgut Uyar]

15 Ocak 2017 Pazar

Pazar Yazısı #64

Günler yine çok yorucu geçiyor. Bir o kadarda stresli. Şu sıralar, hayatımın en önemli anlarından birini yaşıyorum. Öğrencilik hayatıma, geleceğime yöne verecek bir hafta. Öyle işte. Ama neyseki, olumlu gidiyor herşey. inşaALLAH bir aksilik çıkmazsa herşey yolunda gidecek. Umutluyum.
***
Boşver onu bunu. Canım sıkılıyor. Anlaşılmak istiyorum. Ama anlamıyorlar. Herkes kendi bildiğini okuyor. Lanet olsun. Ne laftan anlayan var nede, başka birşeyden. Hâlâ doğru bildiği yanlışlarda ısrarcı olan insanlar beni delirtiyor. Şşşş... Kes. Sinirlenmek istemiyorum. Sinirlenince ne diyeceğimi bilemiyorum. Garip oluyor herşey. Herşeyden soğuyorum, nefret ediyorum. Oysa nefret bana göre değil. Yarım saat sonra geçiyor nefretimde sinirimde. Sinirini kontrol altına almakta zorlanırsan, derin derin nefes al blogcan. Yana şunu dinle ;


Fena sayılmaz doğrusu. Etkili bir yöntem olduğunu söyleyebilirim. Fakat itiraf etmeliyim ki, 6. dakikadan sonrası sıkıyor, bununda tadı kaçıyor bir süre sonra. Tıpkı  ......... ' da olduğu gibi. 
***
Şikayetçi olmak gibi olmasın ama, günler çok çabuk geçiyor blogcan. Daha geçen gün konuşmadık mı seninle aynı şeyleri ? Şimdi aynı şeylerden bahsetmek, biraz yoruyor beni. Başka şeylerden bahsetmek istiyorum... Kahretsin yine aklıma geldi ! Bunu zaman kazanmak için söylediğimi düşünmeni istemem. Gerçekten aklıma geldi bak. Sinirlendim. 
***

(bardakta bekleyen sütüm soğumuş ve üzeri kaymak olmuş...)

Sütün kaymağınıda bir türlü sevemedim şu hayatta blogcan. Sütün, yoğurdun kaymağını ve tavuğun derisini bir türlü sevemedim. Bırak bunları yiyip içmeyi, görünce bile midem bulanıyor... Ama biliyorum ki, bu konuda da yalnız değilim. Bu lanet dünyada, benim gibi düşünen başka insanlarda mutlaka vardır.

Daldan dala konduğumun farkındayım. Ama gerçekten şu sıralar günlerim çok garip. Uykularım bile normal değil. Hep anormal. Dün gece garip ve biraz korkunç bir kâbus gördüm. Kâbusların anlatılması kötüdür derler yada onun gibi birşeydi, emin değilim şimdi. Anlatılır mı ki acep ? Neyse, ben yinede şuraya yazacağım. Bunun doğru olup olmayacağına sen karar ver ona göre oku istersen. Merak etme, kâbus'un olduğu satırları başlangıç ve bitiş olarak belirteceğim...

< kâbus >Zamandan ve mekândan emin değilim. Fakat, daha önceden gezdiğim yaşadığım yerlerden birer parça andıran, toplu ve karışık bir mekân. Her yerden bir parça olan devasa bir mekân. Yani nasıl desem; bir sokağı sürgü'nden bir sokak bir kaç adım sonrası, Sivas'dan ece camii'nin yokuşu gibi... Üstelik hemen aşağısı tren istasyonu. Oysa, ben pide fırını göreceğimi umarak koşuyordum o yokuşu aşağı doğru. 

Neyse, Kâbusa geçeyim...

Bir yere yetişmeye çalışıyorum ama nereye pek emin değilim. Daha doğrusu trene binip, trenden bir şeyi alıp hemen geri dönmem gerekiyor. Eğer trende olan şeyi alıp geri götüremezsem, çok kötü şeyler olacakmış gibi bir şey. Orası karanlık yani. Amaç hemen trene binip trendeki şeyi alıp trenden inmek ve geri dönmek. Ve bunu mümkün olduğu kadar kısa sürede yapmak. 

Birden bire koşarken buldum kendimi. Amma akşam amma gündüz.[0:31]. Trene doğru koştuğumu ise, treni görünce fark ediyorum. Bende olayın farkında değilim yani. Hani kâbuslarda olan birşey vardır ya, normalde hızlı bir şekilde koşabiliyorken, kâbusta koşamamak... Öyle bir durum oldu yine koşamıyorum ve bağıramıyorum. İçim içimi yiyor ama kimseye derdimi anlatamıyorum. Kalabalığın için yapayalnızım ve koşmaya, trene yetişmeye çalışıyorum. Treni gördüğümde ise, trenin kısa bir süre sonra hareket edeceğini fark ediyorum. Acaba hangi vagon'a binecektim ? Aradığım şey, hangi vagonda ? Trenin bana en yakın olan yani en arkadaki vagonuna yaklaşıyorum. Olamaz ! Basamaklar normalden fazla yüksek. Böyle yüksek basamak olmaz. Ama zorda olsa vagona çıkmayı başarıyorum. İçeri gidip alacağımı alıp geri dönüyorum. Tam kapıya yaklaşıyor ve inmeye yelteniyorum ki, tren birden hareket ediyor ! Üstelik çok hızlı ve ani bir kalkış bu. Tren bu kadar çabuk hızlı hareket edemez ki ama. Bu nasıl oluyor ! 

Tam o sırada, asıl amacım aklıma geliyor. Eğer bu trenden inemezsem, ve geri dönüp yetişemezsem, beni bekleyen kişinin başına gelecek olan kötü şey aklıma geliyor ve bu bana tarifsiz bir acı veriyor. 

Bunun üzerine trenden atlamaya karar veriyorum. Atlamak istiyorum fakat, tren her geçen saniye hızlanıyor ve yerden yükseliyor. Ve atlamaya cesaret edemeyeceğim kadar yükseliyor... Ve atlayamıyorum. Umutsuzluğa kapılıyorum. Neyse, belki bir sonraki durak buraya çok yakındır, ilk durak inerim oradan geri gelirim diye düşünüyorum ama durak falan gelmiyor...
***
Kâbusta ikinci perde gibi bir durum oluyor. Buna bölüm ikide diyebilirim. Aslında buda başka bir kâbus. Bir balkonda uyanıyorum... Fakat bu balkon çok farklı. Normalde balkonlar apartmanın / binanın adı her neyse işte, yapının dış tarafında olur. Fakat benim içinde bulunduğum bu balkon iç tarafta. Balkonda uyuya kalmışım. Uyanıyorum ve buraya nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Ve normal olarak balkonun bir kapısıda yok. Yüksek bir yerdeyim, aşağıdan sesler geliyor. Aşağı tarafa bakıyorum. Olamaz ! Burası tanıdık bir yer ! Aşağıda gördüğüm insanlar, tanıdığım insanlar, ev de tanıdık gibi ama burası kimin evi ? Aşağıda sohbet ediyorlar. Sonradan anlıyorum ki, beni yerden oldukça yüksek olan bu yapmacık balkona onlar koymuşlar. İnemiyorum, ve aşağı bakmaya korkuyorum. Balkonda birazcık sallanıyor. Yapan kim ise, pekte sağlam yapamamış. 

Sonra aklıma tren geliyor. Ve birden, trenden atlayamadığım için, dostlarıma yetişemediğim için, bir şeyi onlara yetiştiremediğim için, bu balkona bırakılarak cezalandırıldığımı fark ediyorum. Fakat aşağıdakiler benim sesimi duymuyor, bana cevap vermiyorlar. Öyleyse beni buraya kim koydu ?

Kâbusa göre, o balkonda ortalama üç ay kadar kalıyorum. Tek başıma... Yorgun bir halde iken, yukarıda uçan bir kelebek görüyorum. Tıpkı böyle bir sahneyi Yüzüklerin Efendisi adlı filmde gördüğümü hatırlıyorum. Ve daha sonra uyanıyorum. < / kâbus >

Bunun ne anlama geldiğini ise anlayamadım. inşaALLAH kötü bir şey değildir. Hayırdır inşaALLAH. Meğer benim yükseklik korkum varmış. Bunu bu kâbustan sonra anladım. Tamamen yükseklik temalı bir kâbusdu. 

Diğer Pazar Yazılarım : http://goo.gl/OAggvn

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yapabilmeniz için gmail hesabınız ile oturum açmış olmanız gerekmektedir. Yorum yapmadan önce Google hesabınızın açık olduğuna emin olun.